Cruise ile Yunan Adaları Gemi Turu

70 ve 80’lerin efsanevi dizisi “Aşk Gemisi“yle ve Kaptan Stubing’in karizmatik selamıyla büyümüş bir nesil olarak, “Bir Gemi turu nasıl olurdu acaba?” diye içten içe hep bi’ merak ederiz. İstediğimiz destinasyonları içeren, “Her şey dahil” konseptli” iyi bir gemi turu paketi bulunca, biz de, daha önce hiç yaşamadığımız bir deneyim olsun istedik ve gemi turu ile, Pronto Tour‘un 4 gece – 5 günlük Yunan Adaları “Cruise ” seyahatine katıldık. Kuşadası Limanı’ndan hareketle, sırayla Patmos – Rodos – Girit – Santorini – Pire (Atina) – Mikonos ve Kuşadası‘na uğranılan ilk gemi turumuz oldu bu. “Bavul aç – bavul kapa” derdi olmadan, bunca farklı yeri, ardı ardına görebilmenin konforu gerçekten bi’ başkaymış. Öncesinde “Gemi seyahati sıkıcı olur mu?” derken, umduğumuzdan çok daha eğlenceli geçen bu cruise turu deneyimimizi,  sizlerle de paylaşmayı ve en merak edildiğini düşündüğüm soruların cevaplarını bu yazımda bulabilmenizi istedim. Hazırsanız başlayalım o zaman! 🙂

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-santorini

Kuşadası Limanı’nda Gemi Turu Öncesi

Kendi imkanlarımızla İstanbul’dan İzmir’e uçakla geçtikten ve transfer aracıyla Kuşadaşı Limanı’na vardıktan sonra, artık gemi turumuza başlamaya hazırdık! Tabelaları takip ederek bavul ve pasaportlarımızı teslim edeceğimiz yere ulaştığımızda, eşim de ben de çocuklar gibi heyecanlıydık. Ne de olsa ilk defa bir cruise seyahatine çıkıyorduk.

Öncelikle güleryüzlü yabancı bir ekip tarafından karşılandık. Bavullarımızı listelerinde bulunan oda numaralarına göre etiketleyip, sıraya koydular. “Arzu ederseniz beklemek için Cafe kısmında oturabilirsiniz” dediler. Orada kahvaltı niyetine, hiç umutsuzca aldığım bol kaşarlı tostun tadını hala unutamıyorum. Giderseniz benim yerime de yeyin, olur mu? 🙂

Gümrükten Geçiş ve Pasaportları Teslim Etme Aşaması

Anonslar yapıldığında herkes, sıralı halde bekleyen bavullarının başına geçti ve tek tek gümrükten geçip pasaportlarını damgalattı. Ve işte artık limanda, hemen gemimizin yanındaydık. 210 metrelik bembeyaz renkte ve Ege mavisi detaylarına sahip bu gemiye binmeden önce kurulan standlarda, pasaportlarımızı gemi ekibine teslim edip, karşılığında herkes için özel hazırlanan “Gemi kartları”ndan (Cruise Card) aldık.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-santorini

Cruise Card Nedir? Ne işe yarar?

Artık pasaportunuz onlarda. Tüm seyahat boyunca, bu “Cruse Card” sizin aynı zamanda hem kimlik, hem anahtar, hem de bir kredi kartı gibi kullandığınız ve asla yanınızdan ayırmamanız ve kaybetmemeniz gereken değerli bir şey. Gemi içinde bir şey satın alırken, bir yemek yerken, bir su bile içerken, hatta odanıza (gemi odalarına “Kamara veya Kabin” deniliyor) girmek için bile okutmanız gereken önemli bir kart. Ben “Her şey dahil” konseptle geldim yine de taşıyacak mıyım demeyin, evet her seferinde, su bile alırken okutulması için istiyorlar.

Durulan limanlarda gemiden inerken ve gezip dolaştıktan sonra, gemiye tekrar binerken de yine bu kartları okutarak geçiyorsunuz. Yolculuğunuzun bitiminde pasaportlarınız geri dağıtılırken, kartlar sizde hatıra olarak kalabiliyor.

Seyahat boyunca gemideki tüm harcamalarınızda cebinizden nakit çıkmadığı için, “Aman hesabımın kontrolünü kaçırmayayım” derseniz, her gün kabin televizyonunuzdan harcamalarınızı inceleyebiliyorsunuz.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-santorini

“Cruise Gemisi” Değil, Adeta bir “Yüzen Ada”

Cruise gemileri, insana bir nevi 5 yıldızlı otel hizmeti sunuyor. Kocaman gemi, yüzen bir adadan farksız. Broadway tarzı müzikaller, “Cirque du Soleil” benzeri akrobasi showları, dans gösterileri, canlı müzik performansları, gümrüksüz alışveriş mağazaları (Duty Free), A la Carte restoranlar, karaoke bar, spor salonları, casino… Ne ararsanız var, dolayısıyla gemide sıkılmaya pek zaman yok diyebilirim.

Bizim gemi turuna, Pronto Tour ile gelen Türk yolcular arasında, Heybeliada Deniz Okulu ’74 mezunlarından oluşan ve eşleriyle gelen geniş bir ekip vardı. O kadar nezih bir topluluktu ki, çoğu ile tanıştık sohbetler ettik. Çocuklu aileler, balayı çiftleri, bizim gibi yeni yerleri keşfetmeyi sevenler veya sadece kafa dinlemek isteyenler, hep beraber aynı gemide denize açıldık.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-pronto-celesta

“Güvenlik ve Acil Durum Toplantısı”na Katılım Zorunluluğu

İlk gün, tüm personel ve misafirlerin katılmak zorunda olduğu bir güvenlik toplantısı düzenleniyor ve acil durumlara karşı, yapılması gerekenler detaylarıyla anlatılıyor.

Biz de gemiye bindiğimizden”Yaklaşık bir saat sonra, yapılan anonsla, şu saatte, şu salonda toplanıyoruz” denildi ve Türk personel tarafından, acil durumda neler yapılması, nerelerde toplanılması, canyeleklerinin nasıl giyilmesi gerektiği gibi konulara yer verilen bir seminere katıldık. Sonrasında da gemide geçerli kurallar, içinde hangi bölümler olduğu, seyahat durakları ile ilgili bilinmesi gereken detaylar anlatıldı. Başka bir gün güvenlik tatbikatı yapıldı ama bizim son günümüze denk geldiği için ona sadece gemiye daha yeni binenler katıldı.

Yolcu sayısı 1600 civarı ve gemi personeli 550 Kişi. Yani neredeyse her 3 yolcuya bir personel düşüyor. Bu arada, gemide sadece Türkler var sanmayın! Japon’undan Avusturalyalı’sına, Brezilyalı’sından Amerikalı’sına, dünyanın dört bir yanından yolcu bulunuyordu. Özellikle yemek esnasında, pek çok ülkeden yeni yeni insanlar tanıma fırsatı da bulduk. Gemi turu bize aynı zamanda, keyifle görüşmeye devam ettiğimiz güzel dostluklar da kazandırdı.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-mikonos

Her Şey Dahil Konseptte Gemideki Yemeklerin Lezzeti ve Çeşitliliği Nasıl?

Açıkcası gemi turları için, bu konuda benim gözümü baştan biraz korkutmuşlardı, ama hiç de öyle çıkmadı. Sabah kahvaltısı-öğlen ve akşam yemekleri “Açık büfe” tarzında hazırlanmış. Kahvaltı belki alışkın olduğumuz “kallavi bir Türk kahvaltısı” kadar çılgınca olmasa da bizlere de hitap eden, peynirinden yumurtasına, kruasanından, Yunan usulü peynirli böreğine kadar her şey vardı. Özellikle Yunanlıların “Bougatsa” denilen, içi muhallebili, üstü pudra şekerli, irmikli hamur işi tatlısını mutlaka deneyin derim. Kahvaltının en güzel anları, onunla kapanış yaptığımız zamanlardı desem yalan olmaz.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-yemek

Öğlen ve akşam yemeklerinde de zeytinyağlı, meze çeşitleri, makarna çeşitleri ve et-balık-tavuk gibi ana yemeklere yer verilmiş ve lezzetleri gayet de yerindeydi. Yemek öncesi o leziz ekmeklere, tereyağlarından da sürüp, güzel bir altlık yapmayı da ihmal etmemiş olabiliriz. Evet şu anda neden diyet yaptığım anlaşıldı! 🙂 Bazı yemek seanslarında barbekü kuruluyor, havuz kenarında açık havada da öğle yemeğinizi alabiliyorsunuz. Hatta bazı akşamlar açık büfe yerine, A la Carte Restaurant bölümünde oturursanız, açık büfeyle uğraşmadan, menüden bizzat kendiniz seçerek de yemeğinizi alabiliyorsunuz. Fikir edinmeniz için, Şefin Tavsiyesi olan örnek bir menüyü yukarıda paylaştım.  Tiramisusundan, dondurmasına, her çeşit tatlınıza kadar hiç bir şeyden geri kalmıyorsunuz. Damak zevkinize uyar uymaz, o kısım size kalmış tabi 🙂

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-girit

Geminin Gösteri Merkezindeki Aktiviteler

Gösteri merkezindeki bütün showlar, tüm misafirlere ücretsiz olarak sunuluyor. 5 çayları, gündüz canlı müzikler, casino, gece barları derken, farklı farklı bölümlerde gün boyunca keyifli zaman geçirmeniz mümkün. İşte Sirtaki danslarıyla devam eden Yunan akşamından bir kare…

yunan-adalari-gemi-tur-cruise-show-eglence

Gün içinde, bakıyorsunuz, bir yanda bir grup, kağıttan çiçek yapmayı öğreniyor, diğer yanda birileri havuz katında güneşleniyor. Hangisine katılmak isterseniz keyfiniz bilir. Ya da çıkın güverteye, kurulun rahat bir sandalyeye… Masmavi denizi ve  ardınızda bıraktığınız bembeyaz dalgaların köpüklerini izleyerek gidin. O da olmadı, benim gibi kamaraya geçip, yeni durağınıza kadar enerji toplamak için, biraz dinlenmeyi seçin.

Karaoke bar özellikle gençlerin buluşma noktası. Uzak doğulu gençlerin, meşhur Boy Band’lerin İngilizce şarkılarını tüm ciddiyetleriyle söyleme çabalarını bi’ görmeniz lazım. Mesela “Backstreet Boys”dan “Show me the meaning of being lonely”yi bir de böyle dinleyin, bakalım bir daha aynı romantik hisleri duyabilecek misiniz? Hihihi

Deniz Tutması Oluyor mu? Gemilerde sağlık ve hijyen kuralları

Deniz tutması konusu da gemi yolculuğu öncesi çekindiğim bir şeydi. Havanın seyahat boyunca açık ve rüzgarsız olması ve büyük gemilerde bulunan hidrolik stabilizatör denilen ve  geminin dalgalarda “yalpalamasını” minimuma indiren bir sistem sayesinde, rahatsızlık verecek bir sallanma yaşamadığımız için, Allah’tan böyle bir sıkıntımız olmadı. Ama siz yine de tedbirli olayım derseniz, yanınıza bulantı önleyici bir ilaç da alabilirsiniz.

Unutmadan… Gemi turuna kabul edilmeden önce bir sağlık belgesi dolduruyorsunuz. İçeride de bu konuya dikkat ediliyor ve mesela yemek yemek üzere, restorana girerken ellerinize antiseptik sıkıyorlar. Geminin içinde bir de revir bulunuyor.  Allah muhtaç etmesin ama herhangi bir rahatsızlık durumunda yüksek bedeller ödemek zorunda kalmamak için, önceden acentenize sağlık sigortası yaptırmanız doğru bir hareket olabilir.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-mikonos

Pronto Tour ile 4 gece-5 gün Yunan Adaları Gemi Seyahati Programı

Dediğim gibi Kuşadası’ndan başlayıp, yine Kuşadası’nda biten bu 4 gece – 5 günlük gemi turunda, toplamda 4 ada Patmos – Rodos – Girit – Santorini – Mikonos‘a ve Yunanistan’ın başkenti Atina‘nın Pire limanına uğradık. Her durağımızda geçirilecek süreler farklılık gösteriyordu. Bunu zaten en baştan bir program olarak size veriyorlar. Neyin ne kadar süreceğini baştan herkes biliyor. Zaten ertesi günün programı olan gemi aktivite ve liman bilgilendirme gazetesini, her gün odanızın kapısının altından atıyorlar. Günlük olarak da bilgilendiriliyorsunuz yani. İçinde, gidilecek yerle ilgili küçük tavsiyeler de oluyor, onu yanınızdan ayırmazsanız bayağı faydasını görebilirsiniz.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-mikonos

Diyelim ki Patmos adası’nda 4 saatiniz var, o süre dolmadan, muhakkak gemiye geri dönmeniz lazım. Bu konuda yolcuları sıkı sıkı tembihliyorlar. Aksi takdirde “Gemiyi kaçırmanız durumunda, akşama gemide yapacağınız Sirtaki dansını, kendi başınıza Patmos limanında yaparken bulabilirsiniz kendinizi” diye bir espri yaptılar ki aslında gerçekti; işte bu örnekle, herkes konunun ehemmiyetini iyice kavradı. Kimsecikler gemiye geç kalma riskini almadı, alamadı 🙂

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-santorini

Gemi Turundaki Seyahat Noktalarında Nasıl Geziliyor?

Arzu edenler gemiden indikten sonra kendi imkanlarıyla limanı ve civarını geziyor. Yakın mesafe yerlere araç veya motorsiklet kiralayanlar, canı istediği bir plaja veya tarihi-turistik yerlere kendi olanakları dahilinde gidip gelenler olabiliyor. Arzu edenler de, ekstra ücrete tabii olarak, gemi şirketlerinin düzenlediği turlara katılabiliyor ve bulundukları yerin en ikonik noktalarına götürülüp gezdiriliyor. Tur rehberlerinden, bu gezi esnasında dağıtılan kulaklıklar sayesinde anlık bilgiler de alıyorlar.

Mesela Mikonos’da geminin “pakete dahil bir yürüyüş turu” vardı. Limandan transfer otobüsleriyle Mikonos merkezine getirildik. Sahil yolu ve ara sokaklarda grup halinde dolaşırken,  dağıtılan kulaklıklarla tur rehberimizin Mikonos hakkında anlattığı bilgileri dinleyip, ben de anında kendi takipçilerime instagramda yaptığım yayınlarla anlatmıştım. Gittiğimiz yerleri öncesinde kendimiz araştırsak da, bilen birisinden o anda dinleyerek gezmenin tadı bi’ başka oluyor tabi.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-rodos

Ekstra Ücretli Şehir Turlarına Katılırsanız Ne Oluyor?

Ücretli tura katılacağınızı belirterek kayıt yaptırdığınızda, önceden saat kaçta geminin neresinde buluşulacağını biliyor ve orada hazır oluyorsunuz. Mesela Atina‘ya gittiniz diyelim… Tur rehberleri sizi grup halinde Pantheon Tapınağının bulunduğu Akropolis gibi veya ponponlu ayakkabıları ve etekli uniformalarıyla meşhur Efsun askerlerinin tören yaptığı Syntagma Square gibi yerlere götürüp, oralar hakkında tarihi ve genel bilgiler de verip, geri getiriyorlar, kendiniz uğraşmamış oluyorsunuz.

Gemide İç Kabin ve Dış Kabin Ne Demek?

Gemilerde farklı kategorilerde kabinler bulunuyor. En uygun fiyatlılar, tahmin edeceğiniz gibi “İç kabinler“. Dışarı bakan bir pencereleri olmadığı için, hiç deniz vs. görmüyor. Her tarafı kapalı yani. Eğer klostrofobikseniz yani” kapalı alan” fobiniz varsa, bunu seçmeye hiç yeltenmeyin derim. Ama “Benim için sorun değil, uyumadan uyumaya gireceğim zaten odama” derseniz de, siz bilirsiniz.

Daha pahalı olan Dış kabinlerin ise bir penceresi var, arzu ederseniz dışarıyı görebiliyorsunuz ama bu pencereler açılmıyor. Sabah uyandığınızda gelinen limana odanızdan da bir bakabiliyorsunuz veya gemi yoldayken denizi izleyebiliyorsunuz. her şeyi geçtim, içeri gün ışığı giriyor en azından. Kapalı alandan hazetmeyenler için bence bu daha tercih edilebilir kabin tipi.

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef-oda

Hem iç hem de dış kabinler; TV, telefon, kasa, klima ve saç kurutma makinesi ve priz gibi, seyahette ihtiyacınız olabilecek şeylerin en kompakt şekilde bir arada bulunduğu odacıklar şeklinde. Tüm odalarda, kendinize ait minik bir tuvalet ve duşunuz var. Her gün odanıza gelip yatağınızı topluyor, genel oda ve banyo temizliğinizi yapıyorlar. Bir de her gün yatağınızın üzerine havlulardan yaptıkları öyle sevimli karakterler var ki, sayelerinde havlu sanatında kuğu yapmaktan öteye gidemeyen bizdeki housekeeping’lerden artık daha yaratıcı şeyler bekler hale geldik. Bakar mısın ama, haksız mıyım? 🙂

gemi-turları-cruise-havlu-sanat-housekeeping

Arzu edenler için diğerlerinden de pahalı olan VIP kabinler de mevcut. Bunlar balkonlu kabinler… Kendi odanızın balkonunda manzaranın tadını çıkarabiliyorsunuz. Ama zaten odanızdan çıkıp, gemideki 8 asansörden birine binerek de, güverteye çıkıp aynı manzarayı yine de izleyebilirsiniz. İşte benim deniz havası alırken, gemi güvertesindeki keyfim… Darısı “Maşallah!” diyenlerin başına!

yunan-adalari-gemi-turları-cruise-usengec-sef

Gemi Yolculuğuna Çıkacaklara Son Bir Tavsiye Daha

Aylardan Yaz bile olsa mont, ceket, hırka, şal gibi bir şey bavulunuzda olsun

Açık havada seyahat ederken soğuk olacağını zaten tahmin ediyorsunuzdur ama gemi içindeki gösteri salonu, restaurant gibi toplu zaman geçirilen yerler, sanırım hijyen sebebiyle, oldukça soğutulduğu için, içeride de üşüyebiliyorsunuz. O yüzden yanınıza illa ki bir kazak veya mont yada şal almanızı tavsiye ederim. Bizdeki örnekte; gideceğimiz adalarda hava sıcaklığı 30 C dereceler göstermesi nedeniyle, eşimin “Abartmasaydın canım, cekete ne gerek var?” demelerine rağmen, bavulumda en alta güzeeelce serdiğim sweatshirt’üme, normalde de çabuk üşüyen birisi olarak, gemi içindeki salonlarda ihtiyaç duyduğum için, “Oh! İyi ki de yanıma almışım” dedim. 🙂

1 yorum yapıldı

  • Harika harika ötesi bir yazı olmuş öncelikle öyle güzel özetlemişsinkiii A dan Z ye kadar gitmeyenler gitmiş kadar olup gidecekler içinde harika bir rehber niteliğinde olmuş…Ne güzel bir macera olmuş dolu dolu geçmiş sizlerle birlikte bizde görmüş o heyecanı tadmış olduk…Ama hele o geminin gece ki çekilmiş resmine bayıldım ışıl ışıl haniii o bildiğimiz şarkı varya ah o gemide bende olsaydım, açık denizlere yol alsaydım diyede geçirdim içimden….Emeğine yüreğine ve kalemine sağlık…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir