Eğitimci Yazar Gökhan Dumanlı Röportajı

Ona “Zarafetin beyefendisi” diyorlar. Sevgili dostum Gökhan Dumanlı, akademik eğitimini iletişim üzerine tamamlamış ve kendini eğitim ve öğretime adamış idealist bir eğitimci. Uzunca bir süre halkla ilişkiler alanında çalıştıktan sonra da yaşam amaçlarından biri olan Türkiye’nin ilk ve tek Zarafet Akademisi’ni kurmuş, bu kapsamda bireysel ve kurumsal eğitimler, söyleşi ve seminerler ile de tüm Türkiye’yi dolaşarak ve çeşitli etkinliklerde konuşmacı olarak da yer alarak, Türkiye’de zarafet kavramını, kişilerin öncelikler listesine taşımalarında büyük rol oynamış. Aynı zamanda geçtiğimiz Nisan ayında ‘İş Hayatında ve Sosyal Yaşamda ve Zarafet’ isimli çok satan kitabıyla da okurlarıyla buluşmuş ve şimdi de Gençler için Görgü ve Zarafet kitabını çocuk ve genç okurlarına da buluşturmanın heyecanını yaşayan bir yazar.

Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik eğitimler veren Zarafet Akademi’yi kuran bu anlamda başarılarıyla öne çıkan eğitimci/yazar Gökhan Dumanlı, iş hayatı ve sosyal yaşama sunduğu katkıları, siz değerli Üşengeç Şef okurlarıyla paylaştı.

Usengecsef.com‘a Hoş geldiniz Sevgili Gökhan Beyciğim. 5 yıl önce Zarafet Akademiyi kurmak fikri nasıl ortaya çıktı anlatır mısınız?

Hoş bulduk Dilek Hanımcığım! Öncelikle Türkiye’ye zarafet olgusunu taşıyan isim olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Zarafet Akademi ile birlikte her yerde zarafet konuşulur oldu ki, bu bile insanların farkındalığının yükselmesi açısından çok önemli. Zarafet Akademi şu anda 5. yılında ve binlerce kişiye eğitimler aracılığı ile ulaştığımızı görüyoruz. Türkiye’nin böyle bir akademiye ihtiyacı vardı.

İş hayatında ve sosyal yaşamda başarıya ulaşmak için, bilgi kadar hatta, çoğu zaman onun da önüne geçen bir şey var ki; o da kişilerin sahip oldukları bilgiyi sunma şekilleri. İşte bilgiyi sunma kısmında da sosyal yaşamda zarafet, iş yaşamında etiket ve kamuda da protokol olarak ifade edilen bu kavramlar devreye giriyor. Ve yapılan araştırmalar gösteriyor ki; kişiler, bu kuralların farkındalığında olmadıklarında, mükemmel oldukları konularda bile başarısız olmaları mümkün olabiliyor.

Özellikle de iş dünyasının hem kurum içi, hem de kurum dışı iletişimlerinde, sundukları ürün ve hizmetlerde fark yaratabilmeleri adına bu kavramlarla bütünleşmeleri gerekiyordu. Ben de akademik bilgimi ve tecrübelerimi aynı zamanda Avrupa’da bu anlamda eğitim veren kurumları da ziyaret edip ortak çalışmalar içerisinde bulunduktan sonra kendi eğitim programımı oluşturup, bireyler ve kurumlar için hazırladığımız akademik içerikler ile sunmaya başladım. Aldığımız geri dönüşler de ne kadar doğru yolda olduğumuzu bize gösterdi.

Ne söylediğiniz kadar, nasıl söylediğiniz de önemli

Seneler önce Zarafet Akademi’de eğitiminize katılmış biri olarak müthiş keyif almıştım. Kurumlara, üniversitelere ve okullara verdiğiniz eğitimler sonunda katılımcılar nasıl bir değişime uğruyorlar? Sihirli bir değnek dokunmuş gibi oluyor mu?

Bir kere konu ile ilgili farkındalıkları gelişmiş oluyor ki bu zaten en önemli etkilerden biri. Bununla beraber bilinçli bir şekilde hareket ediyor olmak, kendilerinde yanlış gördükleri bir şeyi hemen düzeltme etkisi yaratıyor. İletişim kaynaklarını nasıl etkili şekilde kullanacaklarını öğrendiklerinden, ne söyledikleri kadar nasıl söyledikleri konusuna da eğilmiş oluyorlar. İnsanların kendilerine olan davranışları öz saygılarını besler ya da yitirmelerine sebep olur. Her şeyden önce siz kendinize nasıl davranırsanız başkalarına da öyle davranırsınız. Başkalarına olan davranışınız da onların size olan tavrını belirler. Bu bir zincirdir. Bunun farkına vararak, hem kendilerinde hem de çevrelerinde değişimin bir parçası oluyorlar. Bu da fark edilir olmalarına, tercih edilir olmalarına, kişisel mutluluklarına ve hem iş hayatlarında hem de sosyal yaşamlarında özgüvenle ‘Ben de buradayım’ diyebilmelerine vesile oluyor. Bunlar bu değişimlerin sadece küçük bir kısmı. Her gün öyle güzel mailler ve mesajlar alıyoruz ki bu değişimin yansımaları ile ilgili…

İtibar; yaşama dair duruşunuzun ve yaşam tarzınızın ta kendisidir.

Yoğun bir şekilde eğitimler veriyorsunuz. Kurumların ilgisi çok yüksek diyebilir miyiz?

Kesinlikle! Çünkü; kişilerin ve kurumların etiketleri, kendilerini yansıttığı sürece başarı adına etkili olur. Özellikle iyi belirlenmiş ve kişiyi tam yansıtan bir iş etiketi; kişisel karizma, kariyer ve başarıyı, bunun yansıması ise kurumsal başarıyı tetikler. Şirketlerin varoluş amacının sadece kâr elde etmek olduğu günler geride kaldı. Bir şirketin başarısını tanımlayan unsurlar içinde sorumlu vatandaşlık, örgütsel iletişime verdiği önem, değerlere sahip çıkma, adil olma, eşitlik, etik, sosyal sorumluluk ve itibar, en az finansal veriler kadar önemli bir hâl aldı. Artık yeni bir iş yapma modeli gelişti ve merkezinde sürdürülebilirlik ve sorumlu yöneticilik var ve bu kavramlarının hepsinin temelinde “insan olmak” vardır çünkü en büyük değer insandır. Tüm yatırımınızı insana yaptığınızda aldığınız karşılık yaşama dair bir duruş olacaktır. Zaten itibar da işte bu duruşun ve yaşam tarzınızın ta kendisidir. Artık birçok firma, özel ve devlet kurum ve kuruluşları, siyasi partiler, vakıflar ve sivil toplum kuruşları dahil bu konularda eğitim programlarına yatırım yapıyor.

gökhan-dumanli-zarafet-akademi-uzmani-görgü-kuralları

Nezaket Kuralları; modası geçmiş bir kurallar zinciri değil; kendinize ve çevrenizdekilere gösterdiğiniz saygının bir kanıtıdır.

Sosyal davranış becerilerini iyi kullanmak, gerçekten o kadar önemli mi?

Nezaket kurallarını bilmek ve uygulamak size kendinizi daha farklı, daha iyi hissettirir. Kendinize güveniniz artar. İnsanlar sizden hoşlanmaya başlar. Çünkü siz bu sayede onlara kendilerini özel hissettirmeye başlarsınız. Bunun insanlar üzerindeki etkisi sizi unutulmaz yapmaya yeter. Yapılan son araştırmalar gösteriyor ki insanın hayattaki başarısında IQ’nun yeri %10 iken EQ ile ifade edilen duygusal zekanın payı %90.

Profesyoneller seçilmiş davranışlar sergilerler.

Kurumsal şirketler işte tam da bunun için, işe alımlarda IQ testi yanında EQ (Duygusal Zeka) testi de yapıyorlar

Duygusal zeka da; sosyal davranış becerilerine sahip olmak demek. Nerede nasıl davranılacağını bilmek; yerine, zamanına uygun hareket etmek, her şart ve durumda kendini kontrol edebilmek, sahip olduğun bilgiyi, potansiyeli özgüvenle diğer insanlara aktarabilmek demek. Tüm bunların temelinde eğitimlerimde anlattığım zarafet, iş etiketi ve protokol bilgisi yer almaktadır. Eğer kişi bu konularda yetersizse mükemmel olduğu konularda bile başarısız olması kaçınılmaz olacaktır. Unutulmamalıdır ki, profesyoneller seçilmiş davranışlar sergilerler.

ve-zarafet-gokhan-dumanli-kitap-gorgu-kurallari

“Beyefendi, biraz nezaket lütfen… Biraz nezaket!”

Peki diyelim ki, bir tartışma anında biz zarafetimizi koruyoruz ama karşımızdaki kişi aşırı kaba. Bu durumda nasıl bir tavır takınmalıyız?

Usul, esastan önce gelir” sözünü çok severim. Karşınızdaki kişinin tavrına göre hareket ederseniz sizi siz yapan değerleri de bir bir kaybetmeye başlarsınız. Ve yaşama karşı bir duruş geliştiremeyen bir insan haline dönüşmeye başlarsınız. Bu noktada siz söyleyeceğinizi size yakışır şekilde söyler, gerekirse o ortamı terk edersiniz.

Ben karşımda o üslupta bir insan olduğunu anladığımda zaten tartışmayı uzatmamayı seçerim. Çünkü biliyorum ki en ufak bir tartışma sırasında kabalaşan, çirkinleşen bir insanla siz ne şekilde konuşursanız konuşun, o aynı tavrını sürdürecektir. Ancak siz onun istediğini yapmayıp ona, onunla şekliyle yanıt vermediğinizde aslında en güzel cevabı vermiş oluyorsunuz. Emin olun bu insanlar kendilerine ya da etrafındakilere itiraf edemeseler de sonrada sizin duruşunuzdan etkilenip, kendi sergiledikleri tutuma karşı bir utanç hissederler.

Bir gün hiç unutmuyorum. Restorandan çıktık, yurt dışından misafirlerim var ve daha herkes araca binemeden arkadan şiddetli korna sesi ve ona eşlik eden bir bağırtı duydum. Döndüm ve bir kaç adım atıp ‘Beyefendi, biraz nezaket lütfen… Biraz nezaket!’ diye çıkıştım. Ben ve sanıyorum ki oradaki herkes az önce korna ile beraber hiddeti ile bizi taciz eden kişinin araçtan inip benimle tartışacağını düşündü. Ancak adam aracın camını açtı ve kafasını uzatarak: “Haklısınız, çok özür dilerim” dedi. İşte bu hikaye de benim hep yukarıda söylediğim şeylerde ne kadar da haklı olduğumu gösteren ve her diam umutlu kalmamı sağlayan bir örnek oldu. Dünyayı zarafet kurtaracak…

“Günaydın”, “Lütfen”, “Teşekkür ederim” maalesef artık o kadar duymaya hasret olduğumuz sözler oldu ki. Hanımlarda nezaketten, erkeklerde centilmenlikten pek eser kalmadı.  Televizyon kanalları da toplumu daha da aşağı çeken, kötü örneklerle dolu. Buna bir dur demek için ne yapmalı?

Eğitim vermek için gittiğim şirketlerde önce biraz dolaşır, merdivenle bazen asansörle kat değiştiririm ve insanların birbirine selam verip vermediğine, yakınlıklarına ve iletişimlerine bakmaya çalışırım. Nitekim bunca yıl eğitim verdiğim şirketlerin yöneticileri ile yaptığım sohbetlerde de bu durumdan çok şikayet edildiğini duyuyorum. “Gökhan Bey, şirket içindeki selamlaşma ve hal hatır sorma eylemlerini çok az gözlemliyoruz, bunun içtenlikle yapılan bir alışkanlık olmasını istiyoruz” diyen yöneticiler, hatta en az onlar kadar da bunu talep eden ve çalışma arkadaşlarının ya da yine yöneticilerinin bu konudaki eksikliğinden rahatsız olan şirket çalışanları ile karşılaşıyorum. Halbuki bir başkasını motive ederseniz aslında siz daha fazla motive olurusnuz. İçten bir günaydın, merhaba, iyi günler, iyi çalışmalar, kolay gelsin, hayırlı işler…
Yıllarca Türk kültürünün de önemli bir parçası olan bu değerler, kişilerin arasındaki duygusal bağı da güçlendiren çok önemli bir etken. Yeniden hatırlamamız ve bu konuları daha fazla dile getireceğimiz programların olması çok önemli. Yaşamın her alanında değerleri hatırlamayı ve bunu yaşam felsefesi haline getirmeyi amaç edinmeliyiz.

Zarafet Ölmedi. Görgüsüzlük Popüler Oldu!

Sadece şikayet etmemeli, taşın altına elimizi koymalıyız. Herkes iletişimde olduğu herkesi etkileyen bir enerji frekansı aynı zamanda. Herkes üzerine düşeni yaparsa dünyanın geleceği noktayı bir düşünsenize. O zaman haydi bakalım! İlk adım olarak yarın sabah evden çıktığınızda tanımasanız dahi ilk rastladığınız kişiye güleryüzle ve olumlu bir ses tonu ile “Günaydın” deyin ve o mutlu azınlığa katılın.

Aşk, iş ve aile hayatında başarılı iletişim kurmak hepimizin hayali. Peki bunun için en çok nelere dikkat etmeli?

Her şeyden ama her şeyden önce birey olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Birey olmadan eş olmak, anne baba olmak, çalışan olmak ya da yaşamın içinde hangi rollere sahipseniz o rollerinin içini doldurmanız ve anlamlı ve tatminkar bir şekilde yerine getirmeniz pek mümkün olmayacaktır.
Birey olmak ise, kim olmak istediğinizi bilmekten geçiyor. Hayatınızı bu en temel ve gerçek soruya vereceğiniz, yanıtın üzerine kurmaya başladığınız da, göreceksiniz ki her şey zaten olması gerektiği şekli ile ilerliyor.

Dünyayı zarafet kurtaracak!

Zarafet Eğitimlerime katılanlar bilirler; ilk gün sabah konumuz ‘Ben Kimim?’ sorusu ile başlar. Katılımcılarım perdede bilgi, görsel, uygulama beklerken bir anda kendilerini sorguladıkları bir gerçekle karşılaşırlar. Çünkü insan, konu ne olursa bir ilerleme kaydetmek istiyorsa ilk önce kendini keşfetmelidir. Kendini keşfetmeden, ne iş hayatında, ne sosyal yaşamında, ne de özel hayatında arzu ettiklerini, yaşamına çekmesi mümkün değildir.

Kendini keşfetmek tek başına yeter mi? Asla! Hemen ardından onlara iyi bir yaşam donanımına sahip olmayı ve inanmanın açtığı yolları anlatırım. Ve şans denilen şeyin aslında insanın inandığı şeyin arkasında durmasından başka bir şey olmadığını da…

gökhan-dumanli-zarafet-akademi-uzmani-görgü-kuralları

Fark edilir olmanın sihirli bir formülü var mı?

Hepimiz doğuştan gelen bir takım özelliklere sahibiz. Temel zeka durumları, fiziksel özellikler ve bazı yetenekler gibi. Ve ben eğitimlerimde kişilerin sahip olduğu tüm özellikleri fark etmelerini ve bunları herkesin hayranlık duyacağı bir şekle dönüştürme kapasitesine sahip olduklarını göstermeye çalışıyorum.

Zarafet bir bütündür. Tek başına sadece güzel olmak, sadece iyi giyinmek ya da bir takım kural ve kaideleri bilmek, kişiyi öne çıkarmaz. Bu öğretilerle birlikte kişinin iç dünyasını da beslemesi büyük önem arz ediyor. Çünkü zarafet aynı zamanda insanın içinin de, dışarı yansımasıdır.

Günlük hayatta en çok karşımıza çıkan ve uzak durmamız gereken “İmaj kırıcılar” sizce neler?

Genellikle günlük hayatta sürekli yaptığımız şeyleri bir süre sonra nasıl yaptığımızı önemsemiyoruz. Farkındalığımızı kaybediyor ve yürürken, tokalaşırken, yemek yerken bir anlamda farkında olmadan kendimizi kaybetmiş gibi görünebiliyoruz. Ben eğitimlerimin başında bu en temel konularla ilgili uygulamalar yaptığımda ve akabinde aslında olması gerekenleri anlattığımda, katılımcılarımın bir anda “Acaba başka konularda neleri gözden kaçırıyoruz” dediğini ve “Demek ki o görüşmede ya da şu davette, bu sebepten benimle böyle iletişim kuruldu” gibi çıkarımlar yaptıklarını görmek de bir anlamda bilinçle hareket ettiklerinde ne gibi kazanımları olacağının bilincine çıkmaları açısından çok etkili oluyor.

Önemli Zarafet Kurallarından Bazıları

Bu anlamda şöyle küçük tüyolar verebiliriz:

– Hem kadınlar, hem erkekler doğru bir yürüyüş için; karınlarını içeri çekmeli, kolları hafif salınmalı, yüzleri yere paralel olmalı ve ayak uçları karşıyı gösterecek şekilde dik bir duruşla yürümelidirler.
– Güçlü bir selamlaşma için dik durulmalı, avuç içleri birbirine değecek şekilde el kavranmalı, göz teması kurulmalı ve sahici bir tebessüm ile de bunlar desteklenmelidir.
– Önce elini uzatanın, önce elini çekmesi beklenmelidir.
– Bir kadın ve erkek ilk karşılaştığında, önce kadının elini uzatması beklenmelidir.
– Her zaman ilk önce, erkek kadına tanıştırılır. Diğer bir deyişle takdim edilir.
– İş hayatında ast, üste tanıştırılır. Kadınlar bacak bacak üstüne attıklarında, sağ bacaklarını solun üzerine atmalı ve hafif yan oturmalılar.
– Erkekler ise sol bacaklarını sağın üzerine atmalı ve ayak uçları her zaman karşıyı göstermelidir.
– Kadın ve erkek birlikte yürürken erkek her zaman cadde tarafında olmalıdır.
– Merdiven çıkarken kadının herhangi bir düşme tehlikesine karşı erkek bir adım arkada olmalı, inerken de bir adım önde olmalıdır.
– Telefon en fazla dört kez çaldırılmalı ve arayan kişinin görüşmeyi sonlandırması beklenmelidir.
– Hasta ziyaretlerinin süresi en fazla 15-20 dakika olmalı ve hastaya ‘Neyin var?’ sorusunun asla sorulmaması gerekiyor.
– Restorana girişte erkek önden gitmeli ve kapıyı açarak eşine kolaylık sağlamalıdır.
– Bir aracın en önemli yeri, arka sağ koltuktur. İkinci önemli yeri, arka sol koltuk ve daha sonra şoför yanı ve arka orta gelir. Kadınların yeri her zaman arka sağ ve sol koltuklardır.
– Restoranda servis personeli ile göz teması da kurularak iletişim kurulmalıdır.
– Yemek sırasında çatal ve bıçak kullanımı dıştan içe doğru olmalıdır.
– Bez peçete sadece kucağa yerleştirilmelidir.
– Hesap ödenirken mutlaka bahşiş bırakılmalıdır.

Zarafet Akademi’den faydalanmak isteyenler daha detaylı bilgiye nasıl ulaşılabilir?

Akademimizin bireysel ve kurumsal eğitimlerine Zarafet Akademi’nin web sitesi www.zarafetakademi.com üzerinden ve yine sosyal medyada @zarafetakademi ismiyle yer alan hesaplarımız üzerinden ulaşabilirler. Genel katılıma açık, İş Hayatında ve Sosyal Yaşamda Zarafet Eğitimi’miz en yakın 13-14 Ocak’da gerçekleşecek. Detaylı bilgiye akademimizi arayarak da erişebilirler.

Adab-ı muaşeret” bilgisi, sizi kalabalıklar içerisinde fark edilir kılacak tek özelliktir.

2016’da yayınlanan kitabınız “Ve Zarafet” iş hayatında ve sosyal hayatta farkındalığa hizmet eden, tam anlamıyla bir başucu kitabı olmuştu. İçeriği hakkında kısaca bilgi vermenizi istesem?

Kitapta iş hayatının ve sosyal yaşamın incelik ve detaylarını anlatırken aynı zamanda okurları, kendilerini keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkarmak istedim. Kitap 10 bölümden oluşuyor ve her bir bölüm de hem iş hayatında hem de sosyal yaşamda karşılaştığımız durumlar ve ortamlar için kaynak bilgiler bulunuyor. Çünkü giyimimiz, hayata, olaylara karşı duruşumuz, ses tonumuz, hitabet şeklimiz, beden dilimiz, seçtiğimiz kelimeler, masa adabı, yemek yeme şeklimiz, hatta hangi yemeği sipariş ettiğimiz, kurumsal duruşumuz, kartvizitimizi nasıl sunduğumuz, zamanı nasıl yönettiğimiz, ast-üst ilişkisi, makam odası yönetimi, hediye seçimi ve takdimi, kısacası toplumsal ilişkilerde kullandığımız iletişim kaynaklarındaki incelikler, profesyonel başarı söz konusu olduğunda eğitimin ve deneyimin de önüne geçen önemli bir etken halini alıyor.

Aynı şekilde ikili ilişkilerimizde de bu kuralların gücüne sahip olmak, bizi daha başarılı bir iletişimci yapar ve birlikte yaşamanın, ilişki sürdürmenin, iletişimi anlamanın ve yorumlamanın erdemini bilen herkese istediği kapıyı açabileceği sihirli bir anahtar görevi görür.

Teknoloji, yeni dünya düzeni ve değişen ilişki dengeleriyle birlikte unutmaya yüz tuttuğumuz ya da üzerinde hiç düşünmediğimiz, eskilerin söylemiyle “Adab-ı muaşeret” bilgisi, sizi kalabalıklar içerisinde fark edilir kılacak tek özelliktir. Ne mutlu ki okuyucular tarafından çok sevildi ve şu an 10. baskıya ulaştı. Her gün yazılı ve görsel basında konuyla ilgili bir haberin içinde, kitabımızın geçmesi benim için büyük mutluluk oluyor.

gökhan-dumanli-zarafet-akademi-uzmani-görgü-kuralları

Şimdi de çocuklara ve gençlere yönelik olarak hazırladığınız “Gençler için Görgü ve Zarafet” kitabınız raflarda yerini almak üzere. Fikir nasıl ortaya çıktı? Gençler için bir yaşam kültürü rehberi diyebilir miyiz bu yeni kitap için?

Kesinlikle! Ve dün itibariyle raflardaki yerini aldı. Bu defa çocuk ve genç okurlarıma seslenmenin mutluluğunu yaşıyorum. Zaten Zarafet Akademi kurulduğu günden bugüne çocuklarla ilgili eğitimlerimiz hep çok talep görüyordu. Bununla beraber sürekli okullardan gelen seminer talepleri doğrultusunda “Çocuklar için Görgü ve Zarafet Semineri” ile onlarla  buluşuyordum. Ayrıca iki yıldır İstanbul’da özel bir kolejde, kendi yazdığım müfredatla Yaşam Kültürü dersi veriyorum.

Çocuklar ve Gençler için Görgü ve Zarafet” kitabını yazma ve oluşturma sürecinde beni heyecanlandıran ve motivasyonumu yüksek tutan en önemli şey; çocuklara ve gençlere hayatı bir bütün olarak kucaklamanın onları mutlu edecek en değerli şey olduğunu anlatmak ve bu kitabın ihtiyaçları olabilecek birçok bilgiye ulaşabilecekleri bir yaşam kültürü rehberi olmasını sağlamaktı.

Anne-babalar, anne-baba adayları ve değerli eğitimcilerin de bu kitabı oluşturma sürecinde bana eğitim ve seminerlerimde yıllarca hassasiyetle bildirdikleri konuları da göz önünde bulundurdum ve onlar içinde bu konuda güncel bir kaynak olmasını amaç edindim.

Bir eğitimimde bu konulara büyük önem vermeleri ile bende derin iz bırakan bir anne-baba, ”Gökhan Bey, eğer çocuklar ve gençler için de kitap çıkarırsanız, biz anne-baba olarak ilk kitabınızı okurken onların da yanımızda aynı konuda kendileri için yazılmış kitabınızı okumalarını ve aile boyu, konuya verdiğimiz önemi onlara böyle hissettirmeyi çok arzu ediyoruz’’ demişlerdi.
Kitabı yazarken hep o fotoğraf canlandı gözümde. Bir evin içinde bu konuda hem anne-babanın, hem de çocuklarının kitaplarımı okuması ve bu konuda paylaşım içinde olmaları.

“Çocuklar ve Gençler için Görgü ve Zarafet” Kitabınızın içeriğini neler oluşturuyor?

Kitapta iletişimden, değerlere, hitap etmenin inceliklerinden, tanışma ve tanıştırılmaya, yürüyüşten, oturma-kalkmaya, arkadaşlık ve dostluktan, aile bağlarına, ev ve oda düzeninden, misafirliğe, sağlıklı beslenmeden, masa düzeni ve kültürüne, okul hayatından, meslek seçimine, sporlu yaşamdan, hobilere, kitaplarla yaşamaktan, sanatın hayatımızdaki etkilerine, karakter ve tavırdan, çeşitli yerlerdeki tutum ve davranışlara, telefonda görgü kurallarından, trafik ve yaya adabına, güvenli internet kullanımından, farklılıklara saygıya ve doğa-hayvan sevgisine kadar birçok konu var. Çocukların ve gençlerin ‘yaşamı bir bütün olarak’ kucaklamalarını sağlayacak ve onların birçok konuda farkındalıklarını artıracak bir başucu kitabı aslında.

Onların da bu konuda benimle aynı heyecanı paylaşmaları ve içindeki bilgilerle daha iyiyi, daha güzeli amaçlayan, hayatı ıskalamayan, modern ve seçkin bir genç olmanın onlara kazandıracağı avantajları sonuna kadar yaşamalarını diliyorum. Çünkü yaşı kaç olursa olsun insanların kendilerini ifade edemedikleri sürece, birlikte yaşam çabalarının sağlıklı bir şekilde oluşturulması mümkün olmayacaktır.

gökhan-dumanli-zarafet-akademi-uzmani-görgü-kuralları

Gökhan Dumanlı deyince, cep mendili ve kol düğmesi de akla geliyor.

Moda ve trendlerle ilgili misiniz? En çok nerelerden alışveriş yapmayı seversiniz?

İmaj yönetimi” eğitim konularımın içinde önemli bir yer tuttuğu için için, yakından takip ediyorum.  Kendi hayatımda da, işim gereği sürekli takım elbise giyiyorum ve bundan da memnunum diyebilirim. Ancak takım elbise giydiğimde bile kendi yorumumu katmaya çalışıyorum. Bunun içinde aldığım parçaları karıştırarak kombinlemeyi tercih ediyorum.
Siyah bir takımın pantolonunu bordo bir ceket ile eşleştirdiğim bir tarzı cep mendili ve kol düğmesi ile de destekleyerek kendime has bir duruş yaratıyorum. “Gökhan Dumanlı” deyince de artık, cep mendili ve kol düğmesi ilk akla gelen parçalar olmaya başladı. Böyle akıllarda yer eden bir imaj yaratmış olmak da beni mutlu ediyor.

Teknoloji ile aranız nasıl? Mesela sosyal medya kullanıyor musunuz? En son aldığınız teknolojik cihaz nedir?

Teknoloji ile aram iyi, ancak sosyal medyayla ile birbirimize mesafeliyiz 🙂 İlk yıllarından beri, hep az ve öz paylaşımlar yapmaya ve gerçekten takip eden insanlar için bir şeyler ifade etmesine özen gösterdim. En son aldığım cihaz, ilhamını hayatın içinden alan ve bunun için de sürekli dışarıda yazan bir yazar olarak hafifliği sebebi ile Macbook Air.

Türkiye ve Dünya’daki en sevdiğiniz restaurantlar hangileri?

Türk Restoranları içinde hem konumu, hem atmosferi, hem de lezzetli yemekleri ile St Regis Istanbul otel içinde yer alan ‘Spago’ yu seviyorum. Yurt dışındaki en son keşfim de, Londra’daki diğer tüm ihtişamlı restoranların aksine, samimi ve sanat kokan dekorasyonu ve kendine has mutfağı ile Chelsea’deki ‘Bluebird’.

Yemek yapmayı mı, yoksa yemeyi mi daha çok seversiniz? En güzel yaptığınız yemek?

Yemek yemeyi daha çok severdim, ta ki ideal kilomun üzerine 12 kilo eklenene kadar 🙂 Geçtiğimiz yıl bir karar verdim ve sporla, sağlıklı beslenme ile istediğim kiloya ve fiziksel görünüme kavuştum. Elbette bu bir yaşam tarzı ve o günden beri bu yaşam tarzını sürdürüyorum. Evdeysem mutlaka sağlıklı yemekler hazırlıyorum, hatta ufaktan hobi olmaya bile başladı. Pirinç ve bulgur pilavlarım şahanedir. Bir de dere otlu ve limon soslu fırında somon 🙂

gökhan-dumanli-zarafet-akademi-uzmani-görgü-kuralları

Son dönemdeki favori dizileriniz?

Fırsat bulabilirsem yerli dizi olarak sadece Fi’yi izliyorum. En son yabancı dizilerden Big Little Lies’ı izledim.

Hobileriniz neler?

Yazmak en büyük hobim ve ne mutlu ki aynı zamanda işimin bir parçası… Çok uzun süredir aralıksız yazıyorum ve 2018’de yine bir kitabım daha okurlarla buluşmuş olacak. Onun dışında düzenli olarak spor ve koşu yapıyorum. Evdeysem de mutlaka puzzle ve resim. Bitkilerle aram çok iyi olduğu için evin içinde küçük bir bahçem var ve onlarla ilgileniyorum. Sivil Toplum Kuruluşları ile ortak yürüttüğüm çalışmalar beni çok mutlu ediyor. Açev, Otizm Vakfı gibi STK’lara destek veriyorum. Ve elbette seyahat etmek. Ruhumu özgür bıraktığım anları seyahatlerime borçluyum.

Son izlediğiniz film?

Sinemada çok büyük bir keyifle “Aile Arasında”yı, evde ise geçenlerde kim bilir belki 10.kez Julia Roberts’lı “Mona Lisa Smile”ı izledim.

Son gittiğiniz konser?

Yazın Harbiye Açıkhava’da Erol Evgin’i hayranlıkla dinlemiştim. Onun dışında geçtiğimiz haftalarda Kalben’i sahnede izledim ve bir kez daha, “İyi ki hayatı böyle yorumlayan insanlar, müzik yapıyor” sevinciyle ayrıldım konser alanından.

Son okuduğunuz kitap?

Yıllar sonra yeniden John Berger’in “Görme Biçimleri” kitabını, yine aynı heyecanla okudum.

Son yaptığınız seyahat?

Bir iki ay önce çok sevdiğim Londra’ya.

Son olarak Üşengeç Şef okurlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Sosyal medyadan sizi ve takipçileriniz ile olan iletişiminizi görüyorum ve her seferinde “Dijital Nezaket”in en güzel örneği olduğunuzu düşünüyorum. Zarafet Akademi’li olmanızdan da ayrıca mutluluk duyuyorum. 🙂 Yeni yılın bu ilk gününde böylesi incelikli bir platformun sorularını yanıtlamak büyük keyif oldu benim için. Orkestranızın müziği hiç susmasın!

Ve bu röportajı okuyan sevgili okurlar! Sizin için de yaşamın incelikleri dolu, farkındalıklı ve kendinizle daha çok buluştuğunuz keşif dolu bir yıl diliyorum.

Bu keyifli röportaj için çok teşekkürler:)

——————————————————

Kariyer Özeti;

Gökhan Dumanlı, İnsan Kaynakları eğitimi ardından Halkla İlişkiler Yüksek Lisansını tamamladı. 5 yıl halkla ilişkiler alanında çalıştıktan sonra, kendi reklam ajansını kurarak İletişim Danışmanı görevini yürütürken, aldığı eğitimlerle doğuştan gelen yeteneklerini birleştirerek, uluslararası koç unvanını aldı.

Türkiye’nin çocuklar, gençler ve yetişkinler olmak üzere geniş kapsamlı eğitim veren ilk Zarafet Akademi’sini kurdu. İsviçre’de bulunan dünyanın en prestijli zarafet okulları ile yaptığı ortak çalışmalarla kendi programını oluşturdu.

2016 yılında iş hayatının ve sosyal yaşamın inceliklerini etraflıca anlattığı ‘Ve Zarafet’ adlı çok satan kitabını yazdı.

Şu anda Kişisel gelişim alanında bireysel ve kurumsal eğitimler vermeye, söyleşi ve seminerleri ile tüm Türkiye’yi dolaşmaya ve konuşmacı olmaya devam ediyor. İstanbul’da özel bir kolejde ilköğretim öğrencilerine, kendi kaleme aldığı müfredatla Yaşam Kültürü dersi veriyor.

Bu hafta çıkan yeni kitabı ‘Gençler için Görgü ve Zarafet’ ile bu defa çocuk ve genç kitap okurlarına sesleniyor.

1 yorum yapıldı

  • Ne kadar keyifli bir hoş sohbet olmuş senin o güzel soruların veee Gökhan beyin cevapları biz Üşengeç şef okurlarını inanılmaz bir keyif kattığını söylemek istiyorum…Nede güzel söylemiş Gökhan bey orkestranın müziği hiç susmasın….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir