St. Regis İstanbul Genel Müdürü Alper Can Röportajı

Demsa Group bünyesindeki St. Regis İstanbul’un yeni Genel Müdürü, Sevgili arkadaşım  Alper Can’la çok keyifli ve samimi bir röportaj yaptık.

Usengecsef.com‘a Hoş geldin Alpercim. Öncelikle seni tanımak isteriz. Bize kısaca kendinden bahseder misin?

1970 doğumluyum. Çocukluğum Almanya’da geçti. İlk, orta ve liseyi Türkiye’de okudum. Liseyi de, üniversiteyi de hep otelcilik üzerine okudum. (Hacettepe Üniversitesi Otel Yöneticiliği) Sonra Amerika’ya gittim ve orada Cornell Üniversitesi’nde pazarlama ve gelir yönetimi üzerine de eğitimler aldım.

Şu anda Intercontinental olan otel, ki o zamanlar Sheraton’dı, orada room service’de “Komi” olarak staja başladığım gün olan, 1 Mayıs 1985’ten beri bilfiil çalışıyorum, hiç durmadım. Tam 32 sene! O yüzden hep yaşımı soruyorlar, 47 yaşında olup, 32 sene tecrübe nasıl oluyor? Hani “Kimi kandırıyorsunuz?” gibisinden… 🙂

Ailende turizmle ilgilenen başka kimse var mı?

Babam da otelciydi. Zaten Almanya’da otelcilik okurken annemle tanışmışlar. Kardeşim de otelci.

Büyük ihtimalle babandan etkilendin diyebilir miyiz o zaman?

Tabii, ailem hep bunu istiyordu. Esasında bana sorsanız, ben konservatuar okumak, tiyatrocu olmak istiyordum.

Gerçekten mi?

Evet! Hatta çok enteresan, ailemden gizli konservatuar sınavlarına hazırlandım. Konservatuardan arkadaşlar buldum. O zaman sözlü ve doğaçlama sınavlarla giriliyordu konservatuara. Fakat şansa bakın ki, otelcilik ve konservatuarın sınavı aynı güne denk geldi.

Aynı güne denk gelmesi şaka gibiymiş!

Kader denen şey bu olmalı! Hatta otelcilik için 600 kişi girdik sınava ve kontenjan sadece 100 kişiydi. O sene kontenjanı 105’e çıkardılar ve ben 103’üncü girdim. Yani zorla otelci olayım diye uğraşmış sanki herkes, el birliği ile… Mecburen oldum. Memnun muyum? Çok seviyorum. Herhalde yine hayata gelsem, otelcilik, ilk 3’de seçeceğim mesleklerden biri olurdu. Ama mesela bugün sorsan, “En çok olmak istediğin 3 meslek?” desen, tercihlerimden biri gerçekten tiyatrocu olmak olurdu. Belki bir şarkıcı, belki tiyatrocu, hatta müzikal sanatçısı… Kesinlikle bir sahne sanatçısı olmayı isterdim.

alper-can-st-regis-genel-muduru-dilek-yeginsu-roportaj

Yakın arkadaşım olduğun için biliyorum ki, taklit yeteneğin gerçekten müthiş. Toplum önünde konuşurken oldukça özgüvenli ve duygularını ifade ederken de rahatsın.

Evet, toplum önünde konuşma, şarkı söyleme fobisi olan birisi olmadığım için, kendi duygularımı, o şekilde ifade etme rahatlığım var. Hakikaten 1.seçeneğim sanatçılık olurdu ve ikinci tercih olarak da bir pilot olmak isterdim.

Düşünüyorum da… Pilotluk da sana yakışırmış gerçekten!:)

3.sü yine otelcilik :)) Yani karışık sıralamada. Hala ben havayolu sektörüne çok yakınım. Bu üçünü hala seviyorum yani.

St. Regis Istanbul’da Özel Anlar Yaratmak

Genel Müdürü olduğun St. Regis İstanbul’un en etkilendiğin özellikleri nelerdir?

Ben St. Regis Istanbul‘da çalışmadan evvel de, çok iyi bir St. Regis müşterisiydim zaten. Özellikle Brasserie ve Spago‘ya çok geliyordum. Tabii St. Regis, biz otelcilerin dünyada saygı duyduğu sayılı zincirlerden biri. Çünkü, hakikaten özel anlar ve unutulmaz anılar yaratmak üzerine bir felsefesi olan bir zincir olarak tanınıyor. İçine girdikten sonra da, hakikaten bunun böyle ve hatta “ötesi” olduğunu gördüm. En çok bundan etkileniyorum.

İlk defa St. Regis grubunda çalışıyorum. Gerçekten de bu otelde kalan her insanın, bir anıyla ya da bir unutamamışlık tecrübesiyle ayrılmasını istiyoruz. Her sabah yaptığımız toplantılarda, gelen her misafirin tek tek sevdikleri, sevmedikleri şeyleri araştırıyoruz. Bunun için ayrı bir ekibimiz var. Öncesinden tüm misafirlerle ilgili bu tarz bilgileri topluyorlar. Bu sayede, hani her otelde olduğu gibi standart karşılamalar yerine, ne seviyorsa, onu ne mutlu edecekse, bu çok küçük bir şey de olabilir, büyük bir şey de olabilir, onun için bunu gerçekleştiriyoruz. Yeter ki misafirlerimiz, otele girdiği ve çıktığı süre arasında, bizimle geçirdiği, hayatını bize teslim ettiği, otelimizdeki anı çok iyi geçirebilsin istiyoruz. Müşteri memnuniyeti çok önemli bizim için.

“Benim gerçek tutkum, insanları mutlu etmek”

Bu yarattığınız anlardan bize birkaç örnek verebilir misiniz?

Mesela dün akşam olan bir şey söyleyeyim. Çok ünlü bir Arap havayolunun sahibi geldi. Ona hazırladığımız odanın tüm “Welcome amenity”si (Karşılama ikramları) kendi şirketinin logosuyla yapıldı. Şirketin renkleriyle bir de “Welcome drink”(Hoşgeldiniz İçeceği) hazırlandı. Yani odada nereye baksa şirketini hatırlatıyor ve en sonunda da çikolatadan şirketin logosunu yaptık. Çünkü, kuruluş hikayesini okumuştum, nasıl büyük zorluklarla kurulduğunu bildiğim için, çok hoşuna gitti bu ufak jestler. St. Regis İstanbul’da kalmasını, ona çok yakın bir arkadaşı tavsiye etmiş ve dedi ki; “Hakikaten neden bu otelde kalmam gerektiğini anladım. Dediğim gibi önemli olan özel anlar yaratmak…

Geçen hafta çok sevdiğimiz, devamlı bir müşterimiz geldi, ki bir süre sonra bu tarz devamlı müşteriler için yaratıcı olmakta zorlanıyorsunuz. Mesela o misafirimize de tuttuğu takımın atkısını aldım yurtdışındayken. Yalnızca onu koyduk odasına bir kartla. “Önümüz Kış… Bence böyle bir atkıya ihtiyacınız var”  notunu düştüm :)) Öylesine etkilendi ki, gözleri yaşardı. Bizzat gördüm bunu yani.

Ne kadar güzel! Bu özelliği tabii ki St. Regis farkını ortaya koyuyor.

İşe aldığım ekip arkadaşlarında da, tutkularını iş haline getirebilmiş insanları çok seviyorum. Çünkü benim gerçek tutku, insanları mutlu etmek.

Yılın 365 günü ve her gün 7/24 faaliyette olan bir otelin genel müdürü olarak, otelde mi yaşıyorsun? Özel hayatına da hiç zaman kalıyor mu?

St. Regis’dan evvelki iş hayatımda 11 yıl kadar, değişik ülkelerde hep çalıştığım otellerde yaşadım. Şimdi otelde yaşamıyorum ama evim 200 metre ötede.:)) Dolayısıyla otelde yaşıyor gibiyim. Özel hayata gelince de çok fazla zamanım kalmıyor ama bunun sebebi tabi biraz da benim. Çünkü ben işime o kadar bağlıyım ki, benim 2 gün üst üste otele uğramamak gibi bir durumum söz konusu bile değil. Bu sebeple bir çok alanda iş hayatım, özel hayatımın önüne geçiyor. Ama bunun da sebebi benim. Böyle olmasını istediğim için böyle oldu. Böyle daha motive, daha mutluyum. İnsanlara daha iyi yardımcı olabiliyorum.

alper-can-st-regis-genel-muduru-usengec-sef-roportaj

“Her sabah geldiğimde başka bir iş yeri buluyorum”

Otel Turizmini genel olarak değerlendirmeni rica etsem?

Çok enteresan bir meslek, çünkü hiçbir zaman ofisinizi ve iş alanınızı bıraktığınız gibi bulmadığınız bir iş. Yani bir ofiste çalışıyorsan, akşamüstü saat 6’da, 7’de ofisi kapatıyorsun, ertesi sabah 9’da aynı arkadaşlarının tamamını bulup, dün akşam bıraktığınız yerden tekrar başlayabilirsiniz. Otelcilikte öyle bir şey yok! Bıraktığın otel 1 saat sonra çok farklı bir şekil alabilir, çünkü operasyon 24 saat dönüyor. Dolayısıyla her sabah geldiğimde başka bir iş yeri buluyorum.

Peki bundan memnun musun?

Zaten memnun olmasam yapamam. Çünkü o kadar dinamik bir şey ki, 32 senede alıştım. Dedim ya, ben istemesem yapamazdım. İstemeyen birinin otelci olması mümkün değil!

“Benim için lüks; yapamadıklarımı yapabildiğim zamanlar ve en iyi şekilde yapmamı sağlayandır.”

Dünya standartlarıyla kıyaslarsak, İstanbul’daki lüks segment otelleri nasıl değerlendirirsin?

İstanbul’daki otelcilik servisi, aslında dünyada gördüğüm en iyi servislerden bir tanesi. Özellikle Avrupa ve Amerika ile karşılaştırırsam. Çünkü bizim insanımızın içinde doğal olarak  misafirperverlik ve ağırlama isteği var. Biz ailemizde hani o “Allah aşkına ye!”, “Biraz daha otur! “Ay bi’ de tatlı ye!” “Bir kahve daha iç!”lerle büyüdüğümüz için, otelcilikte de bunu ister istemez yansıtıyoruz. Gerek otellerin mimari dizaynı, gerek teknoloji ve gerek de insan servisini koyduğunuz zaman bence biz gerçekten açık ara öndeyiz.

2016 çok zor bir yıl oldu, 2017 toparlanma yılı oldu. 2018’de bu toparlanmaya sahip çıkma sayesinde, 2019’da gerçekten iyi şeyler olabilecek. Temkinliyiz, moraller iyi ama şu anki duruma sahip çıkmalıyız. Çok seyahat ettiğimiz için dünyada lüks otellerde kalma imkanımız oluyor, tabii bu biraz da lüksten ne anladığımıza da bağlı. Herkesin lüks anlayışı çok farklı. Ben materyalistten çok, manevi lüksü daha çok olan otelleri seviyorum. Benim için lüks; yapamadıklarımı yapabildiğim zamanlar ve en iyi şekilde yapmamı sağlayandır.

“Her tercih, bir vazgeçiş”

Turizm sektörünü seçmek isteyenler için adeta bir kılavuz niteliğinde, anılarını kitap haline getirdiğini biliyorum. Kısaca birkaç tavsiye almak istesek?

Belki de “Bu ne hadsizlik, kitap yazıyor” da diyebilirler. Benim burada yapmak istediğim yalnızca şu; ben otelciliği seçtiğim zaman ya da bana seçtirildiği zaman, benim kimseyle konuşma imkanım olmadı. Yani bu otelciliğe ben giriyorum ama, ben neler yaşayacağım, neler çekeceğim, bu kariyer yolunda başıma neler gelebilir’i bana kimse anlatmadı. Hep olayın pozitif yönü anlatıldı, ama bu işin bir de “özveri” kısmı var. Ben 15 yaşında havuzda arkadaşlarımı bırakıp, gidip room service’te komilik yaparken, boş tabak toplayacağımdan kimse bahsetmemişti. Bahsetselerdi yine de gider miydim, onu bilmiyorum 🙂 Tabii insan o zamanlar bunu değerlendiremiyor.

2005 yılında Genel müdür oldum, daha çok özveriyle çalışıyorum. Herkes diyor ki “Genel Müdür oldun, golf oynamaya gitmiyorsun.” Öyle bir algı vardı Dubai’de. Evet ama ben herkesten önce gelip, herkesten sonra çıkıyorum otelden. Bu sefer de her şeyin altına imza attığın için, maddi-manevi sorumlulukların çok fazla oluyor çünkü. Burada bir vazgeçiş söz konusu oluyor. Hani “Her tercih, bir vazgeçiştir” ya? İşte özel hayatından vazgeçiyorsun, hafta sonundan vazgeçiyorsun, bayram tatilinden vazgeçiyorsun. Çünkü onlar tatildeyken ben çalışayım ki, vazgeçmeyenler o tatilin tadını çıkarsınlar. Herkesin iş alanı farklı. Bunlar en büyük zorluklar işte ve bu sebeple sevmek çok önemli.

“32 senemin hiçbir günü aynı geçmedi”

İşinin en sevdiğin tarafı nedir desem?

Bir kere çok dinamik olması! 32 senemin hiçbir günü aynı geçmedi. Hiç edinmediğim tecrübeleri bu sayede edindim. Her gün kendimi güncellemek zorundayım. Hep uyanık olma durumu var ve bu da seni bir dünya vatandaşı olarak hissettiriyor. Uzman olmana gerek yok. Değişik tatlar, değişik insanlar, ufuk genişlemesi… Bunlar harika şeyler.

alper-can-st-regis-genel-muduru-dilek-yeginsu-roportaj

Peki.. Mesleğin zorlukları neler?

En zoru tabii insanlarla çalışıyorsun. Otelde 100 oda varsa, 100 oda, 100 ayrı yaşam, 100 ayrı beklenti. Bu beklentileri karşılayıp memnun etmek çok zor ve büyük bir stres. Ben kimsenin “Evi” olamam, “Otelim” ben! Ama amacım evindeki gibi rahat olmanı sağlamak.

Meslek hayatında başından geçen en komik anı nedir?

Komik anıları aslında kitaba saklıyorum 🙂 Özellikle resepsiyonda çalışırken çok komik anılarımız oluyordu, karşındaki insanın Türkçe bilmediğini düşünerek yanındaki arkadaşınla misafir hakkında konuştuğumuz, çocukken yaptığımız komiklikler çok oldu. Sonrasında misafirin Türkçe karşılık verdiği anlardaki şoklar inanılmaz olurdu tabi

 Türkiye ve Dünya’daki en sevdiğin restaurantlar hangileri?

Kendi otelimin restaurantı olduğu için söylemiyorum ama ben “Spago”yu ilk günden beri çok severim. İstanbul’da “Zuma”yı ve Dubai’de de “La petite maison”u çok severim. Aklıma gelen ilk 3 bunlar 🙂

Yemek yapmayı mı, yoksa yemeyi mi daha çok seversin? En güzel yaptığın yemek?

Baştan söyleyeyim, ben yemek yapmayı hiç beceremiyorum. Bir yumurta dahi kıramıyorum. O derece! Ama tabi bunun sebebi hiç denememiş olmam. Zaten ailemle yaşıyordum, seyahatlerde veya hep oteldeydim. Bu durumda da yapma ihtiyacı duymadım hiç. Öyle bir hevesim de olmadı. Sadece güzel spagetti yaparım ama ikinci bir yemeyi sorarsan, Room Service’i (Oda Servisini) arayabiliriz :))

Teknoloji ile aran nasıl? Mesela sosyal medya kullanıyor musun? En son aldığın teknolojik cihaz nedir?

Kullanıyorum, eskiden daha hızlıydım, daha çok kullanıyordum ama şimdi de iyi bir instagram kullanıcısıyım. Telefonlara ve kulaklıklara da ayrı bir ilgim var. Sony’nin gürültü engelleme özellikli WF1000x diye yeni bir kulaklığını aldım. Ses kalitesi müthiş.

Son dönemdeki favori dizilerin ?

The Crown”u çok severek izliyorum. Yerli dizilerden de “Ufak tefek cinayetler”e sardım, gerçekten çok başarılı. “Güldür güldür”ü çok severim. Bir de Doğa Rutkay’ın masa başı sohbetleri yaptığı “Her şey bu masada” programını çok beğeniyorum.

Hobilerin neler ?

Şarkı söylemeyi çok severim. Hatta Youtube’tan dinleyebilirsiniz. 2008 yılında çıkmış bir single’ım var. 2 şarkı 1 remix, enstrümanlar canlı çalındı, vokalli falan… Timur Selçuk’un dersanesinde solfej, şan derslerine gittim. Eurovision’a şarkılar gönderdik. Bugün Eurovision’a tekrar katılsak, eski usullere göre finale kalsak kesinlikle katılırım. Şaka filan değil, gerçekten şarkıcı olmak istiyordum yani! 🙂 Müziğin yanında ebru sanatıyla da ilgilendim. Hatta yapıp, arkadaşlarıma da hediye ederdim.

Son izlediğin film?

Gülse Birsel’in “Aile Arasında” filmini izledim.

Son gittiğin konser?

En son bu Yaz, Londra’da Celine Dion konserine gittim.

Son okuduğun kitap?

Bazen Olmaz (Başarısızlık hikayeleri) – Özlem Gürses

Son ziyaret ettiğin müze?

En son Anıtkabir‘e gittim

Son yaptığın seyahat?

Son seyahatlerim Kasım’da Katar’a ve Aralık’da Cannes’a oldu.

Son olarak Üşengeç Şef okurlarına söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Üşengeç Şef’i takip etmekten vazgeçmesinler. Üzerine bir de eşi @Deklancheur eklendi mi, ikisinin verdiği keyfe doyum olmaz.

Bu keyifli röportaj için çok teşekkürler:)

——————————————————

Kariyer Özeti;

Otelcilik sektöründe 32 yıllık tecrübesi bulunan ve geçmişte Satış & Pazarlama Direktörüğü, Gelirler Müdürlüğü ve Odalar Bölümü Direktörlüğü pozisyonlarında Park Hyatt Baku, The Ritz-Carlton Istanbul, The Ritz Carlton Bahrain, The Regent Almaty otellerinde görev yapmış olan Alper Can; 2005 yılında InterContinental Almaty’de ilk genel müdürlük görevini üstlendi. Daha sonra The Marmara Istanbul, Burjuman Rotana Dubai, Wyndham Grand Istanbul Kalamış otellerinde genel müdürlük yaptı.

En son Wyndham Hotel Grubu’na bağlı Ramada Plaza Jumeirah Beach ve Ramada Sharjah’ta Grup Genel Müdürü olarak görev yapan Alper Can, 2014 yılında Wyndham Grubunun EMEAI bölgesindeYılın En İyi Genel Müdürüödülünü kazandı.

Alper Can, Temmuz 2017’den beri St. Regis İstanbul’da Genel Müdürlük görevini yürütüyor.

2 yorum yapıldı

  • Yaaa ne güzel bir yazı olmuş o kadar akıcı o kadar zevkliki bittiğini bile anlamadım…Alper bey her ne kadar şartları zorlasada kader peşini bırakmamış…Derler yaa genlerde var diye aileden gelen bir gen ama en başta çok mutlu veee her şeyden önce severek yapıyor buuu en güzeli birde demiş yaaa benim gerçek tutkum insanları mutlu etmek işte o en güzeli zaten herşeyi yaşayarak gelmiş bu günlere çocukluğunda eğer komilik yapmasa otelde çalışmasa bence bu kadar işine aşık olamaz hayatı bütün zamanı dahadaaa nasıl güzel fikirler oluştururuz daa insanları mutlu ederiz diye düşünüyor…Böyle insanlar olsa bence Türkiyemiz daha da çok kalkanır…Alper bey gibi güzel insanların kıymetini bilmeliyiz….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir