
“La Vie En Rose” deyince, benim için akan sular durur. Edith Piaf’la efsaneleşen, en sevdiğim Fransızca sözlü şarkılardan biri olan bu isimdeki eserin, İngilizcesi’ni de, bence en güzel Louis Armstrong seslendirir.
Bu aralar ise favorim; Jazz versiyonuyla onu tam da istediğim mükemmellikte yeniden yorumlayıp, beni benden alan Sophie Milman’dan dinlemek… Zevkime bir şans verin bakalım, bu versiyonundan sizin de hoşlanacağınızı umuyorum:)
LA VIE EN ROSE
Des yeux qui font baisser les miens
Un rire qui se perd sur sa bouche
Voilà le portrait sans retouche
De l’homme auquel j’appartiens
Quand il me prend dans ses bras
Il me parle tout bas
Je vois la vie en rose,
Il me dit des mots d’amour
Des mots de tous les jours,
Et ça me fait quelque chose
Il est entré dans mon coeur,
Une part de bonheur
Dont je connais la cause,
C’est lui pour moi,
Moi pour lui dans la vie
Il me l’a dit, l’a juré
Pour la vie.
Et dès que je l’aperçois
Alors je sens en moi
Mon coeur qui bat.
Des nuits d’amour à plus finir
Un grand bonheur qui prend sa place
Des ennuis, des chagrins s’effacent
Heureux, heureux à en mourir
…ve işte bu muhteşem şarkıdaki sözlerin, anlamını merak edenler için Türkçe Çevirisi:
PEMBE HAYAT
Bakışlarımı düşüren gözler,
Dudaklarında kaybolan o gülüş
İşte Ait olduğum adamın
Rötuşlanmamış portresi
Kollarına aldığında beniSessizce bir şeyler fısıldadığında
Ah ne denli pembe görüyorum hayatı
Aşk sözcükleri söylüyor bana
Her zamankinden
Ve bir şeyler oluyor sonra bana
Giriverdi işte kalbime
Mutluluğumun ortağı
Sebebini bildiğim
“Benimsin sen” dedi.
Bense onun,
Yaşam boyu
Söyledi bunu bana
Hatta yeminler etti hayatı üstüne
Ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
Hissediyorum
Deli gibi çarpan bu yüreği
Hiç bitmeyen aşk gecelerini
Yerini bulan yüce bir mutluluk
Sorunlar, yaslar, evreler
Mutlu… Yine de ölümüne mutlu…
Romantizmin doruklarına çıkaran favori şarkımı dinleyip, iyice havaya girdiğimize göre, şimdi size bu şarkıdan ismini alan keyifli bir Cafe’de Mekanist sponsorluğunda sevgili blogger arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz etkinlikten bahsedebilirim:)
Renaissance Bosphorus İstanbul Hotel‘deki yemekte tanışıp, bir anda kaynaştığım harika insanlardan biri olan Sevgili Serap Tan’ın, tüm güzelliğini ve sıcaklığını yansıttığı 5 Çayı davetine katılmak üzere geçen Cumartesi, Yeniköy’deki “La Vie En Rose Cafe”deydim.
Cafe’nin pudra tonlarındaki dekorasyonu, şirin cupcake objeleri, Audrey Hepburn imajları ve romantik pembe gülleri, içeri girer girmez sizi etkisi altına alıyor.
Fondaki müzikler de mekanın tarzına uygun, alttan alttan insanı büyülerken, inci gibi dizilen birbirinden leziz görünen tatlı ve tuzlular, süper bir görsel şölen sunuyor.
Bu kadar alternatifin arasından, kendimizi kaybetmeden bir kaç şey seçip, masamıza geçtik ve bu keyifli ortamda, mutlu mesut sohbetlere daldık.
Önce tuzluların, sonra bu davetkar çilekli tatlıların ve Chocolate Chip Cookie’lerin tadına illa ki baktık:)
Davetin güzel sahibesi Sevgili Serapcığım, tüm misafirleri arasında mekik dokuyarak, herkesle tek tek ilgilendi. Ben onu izlerken yoruldum desem yalan olmaz:) Hatta böylesine kalabalık bir daveti, bir çılgınlık edip, benim verdiğimin bir anlık düşüncesi bile gözümü korkutmaya yetti:)
İşte birbirinden hoş sohbet ve dost canlısı arkadaşlarım Serap, Ebrashca, Şebnem, İnci ve Ben; Serap’ın günün anlam ve önemine özel hazırlanmış, şık çerçevesinden dünyaya gülümserken:)
O gün tanıştığım ve çok sevdiğim bir diğer blogger arkadaşım da 34 beden fiziğiyle, ikiz çocuk annesi olduğuna inanamadığım ve bunca işi arasında üşenmeden yaptığı “nail art” uygulamalarıyla, “bakım” konusunda aşmış olduğu ispatlayan diğer Şebnem oldu.
Mekanist ekibinden dünya tatlıları Elif,Tuğçe ve Simge ise her zamanki içtenlik ve misafirperverlikleriyle günümüze renk kattılar.
Başta muhteşem zaman geçirmemiz için her şeyi en güzel şekilde organize etmesi yetmezmiş gibi, bir de üzerine, bu keyifli günün hatırası olması için, tek tek paketlediği zarif zevkini yansıtan çeşit çeşit hediyeleriyle hepimizi şımartan Sevgili Serapcığıma olmak üzere, Mekanist’e ve La Vie En Rose Cafe’ye tekrar tekrar teşekkürler….
Müziğin sesini açıp keyifle yazını okudum, keşke o kurabiyelerden de birkaç tane olsaydı da aynı anda yiyebilseydim 😛 Çok kısa zamandır tanışıyor olsak da biz Üşengeç Şefimizi çooook sevdik, en kısa zamanda yine görüşüp bol bol kahkahalar atalım…mucuks
Usengec ama neseli,sempatik otesi hos sohbet sef:) ne guzel anlatmissin o gunu. Noel partisinde gorusmek dilegiyle:) cok memnun oldum yine tanistigimiza
Canım benım harıka bir anlatım olmuş kendımı orada hıssettım.. Iyı kı geldiniz bir sormaki buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorummm♥️♥️♥️
bu güzel anlatıma bayıldım, şarkıyı da dinleyeceğim mutlaka, tanışmak büyük keyifti, sevgiler 🙂
selam blogunu şebnem sayesinde keşfettimm bu şarkıyı çok severim hatta geçenlerde de paylaşmıştım blogda 🙂
fotolar harika görünüyor ortam,yiyecekler..hepsi birbirinden hoş..
tekrar görüşmek üzere. ben de beklerim 🙂
Sevgili Gül Sinem Hanım,
Bu şarkı benim ennn sevdiklerimin, en üstlerinde gelir. Sizin de beğenmenize sevindim:)
Şebnemciğime sizinle tanışmamıza vesile olduğu için ve size de ilginiz için çok teşekkürler
Sevgilerimle
Üşengeç Şef