Bu Füme Peynir’e bayıldım ama hiç bir yerde bulamıyorum:(

Evde yaptığımız ender Brunch davetlerinden birinde biricik eşimle beraber alışveriş yapıp, hazırladığımız o enfes sofrada, onca peynir çeşidi arasında özellikle bir Füme Peynir’in tadı damağımda kaldı.

Makro Center’dan aldığımız bu peynirden, ne de olsa gidince yine bulacağım diye bir kaç gün hasretle sabrettim.

Derken yağmurlu bir gün, şemsiyesiz bir şekilde, önünde park edip, fönlü saçlarımın ahenkle dans eden şeklini riske etmek pahasına, koşturdum markete… Ama ara ara yok! Deli danalar gibi raflar arasında çaresizce dolanırken, hayata küstüm tabi. “Yaa ben neyi seversem, hemen tedavülden kalkıyor” edebiyatına başlamak için uygun bir ortam oluştu bana yine… Bu durumu şöyle açıklıyorum: Benim çok üstün bir zevk anlayışım olmalı ki, hangi ürünü çok sevsem, bağlansam, en kısa sürede ya üretimden kalkıyor, ya menüden çıkarılıyor. Başka açıklaması ne olabilir ki yani? Hayır hayır onu aklınızdan bile geçirmeyin. Hiçte bile zevksiz değilim bunu asla kabul etmiyorum, millet ağzının tadını bilmiyorsa bu benim derdim olmamalı banane 😛

Üzerinde sadece Füme Sade – Original Holland Cheese” yazıyor, başka ne bir marka ne bir ibare var. “Füme Peynir vardı” “Tam da şuralarda filan duruyordu sanki”… “Açık değil, Paketli Hollanda peyniri hani” filan diye tarif etmeye çalıştıkça, reyon görevlileri, ellerindeki bütün açık ve isli peynirleri gösteriyorlar ama hepsi ya çok ağır kokulu ya da çok sert…

Oysa bu peynir orta yumuşaklıkta, az kokulu, çok lezzetli, muhteşem bir şeydi…Bir kaç başarısız Makro Center içinde arama denememden sonra, nihayet bir gün son bir tanesini yakaladım. Oleeeeyy!!! Tabi önce gözlerime inanamadım. O mu değil mi bir emin olmam lazım tabi, iyice sevince boğulmadan önce. Artık bulamayacağımız düşüncesiyle, arabadan inmeye bile gerek duymayan eşime hemen paketin fotoğrafını çekip, WhatsApp’dan gönderdim. O anda saniyeler yıllar gibi geçti… Bekle bekle… Nihayet “Evet bu o!” mesajını görünce içime su serpildi ve hemen kaptım:)

Bitmesin diye ilk açtığımda “incecik”, ama öyle ince ki, rahatça arkasını görebileceğiniz dilimler halinde keserken, sonlara doğru “yav ne olacak bulursun yine, aslansın!” diye kendimi motive ederek koca dilimleri ekmeksiz götürdüm. Aslında bu peynir tam şaraplık… Gerçekten uzun zamandır beni heyecanlandıran tek peynir.

Sonra onu her yerde yine aradım, yine aradım. Her gittiğimde bitmiş oluyor. Ne Migroslar, ne Makrolar, ne Gurme Marketler araştırdım. Yok yok yok! Yer yarıldı içine girdi sanki. Fırk fırk 🙁

Pes etmiyorum, gerekirse Hollanda’ya gider bulurum ama kavuştuğumuz ana kadar onu çok özleyeceğim kesin:)

Sağda solda görürseniz, haber verir misiniz dememe artık gerek yok herhalde:)————————————————————-
Bugün 21 Şubat 2013.


Gece gece, tam da kapanma saatine yakın, Makrocenter’ın önünden arabayla geçerken tekrar bakmak aklıma geldi. Oleyy! İşte orda beni bekliyor canım peynirim! Yüzlerce çeşit peynir arasında mıknatıs gibi çekti beni. Herşey yok oldu bir anda ve sadece onu gördü yorgun gözlerim:)

Nihayet kavuşunca, işimi garantiye alıp, hemen 2 tane aldım. Gecenin 11:00’i ve aslında oldukça tok hissetmeme rağmen, az sonra büyük buluşmayı gerçekleştirmek için sabırsızlanıyorum.

Eminim gece gündüz yeyip, bu 2 paketi bitirdikten sonra, aşırı dozda peynirden, gözüm gönlüm doyar da, bir müddet peynir meynir görmek istemem. İnsanın kendini bilmesi gibisi yok değil mi? 🙂

Written By
More from Usengec Sef

Tanıştığım Günden Beri Trileçe Diye Sayıklıyorum:)

Geçenlerde hayatımda ilk kez Trileçe denilen ve “Arnavut Tatlısı” olarak da bilinen...
Read More

11 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir