reklam

Yarın TRT1'de "Pastane" Programında Deniz Şef'in Konuğuyum.

Deniz Şef'le neler neler konuştuk, birlikte ne leziz şeyler yaptık, hayatta da söylemem! :)) O zaman "duyduk-duymadık" demeyin!

Yarın (3 Aralık Perşembe günü) saat 13:25'de TRT1'de, ekranların en sevilen şeflerinden canım arkadaşım Sevgili Deniz Orhun'un "Pastane" programında, herkesle ekran başında buluşuyoruz. :)

9 yorum:

  1. Şu an seni izliyorum Dilek abla. Ömür boyu sağlık ve huzur diliyorum.
    Arzu Azra

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canın Arzucum çok teşekkür ederim :) <3

      Sil
  2. Mrb arzu hanim benim annemde sizinle ayni durumda ve bizde ilk basta farketik ve kematerapi tedavisi gorcek aca ba neler oluyor bahsedermisin ve acik casi cok endişeliyim adım mustafa 18 yaşindayim

    YanıtlaSil
  3. Mrb arzu hanim benim annemde sizinle ayni durumda ve bizde ilk basta farketik ve kematerapi tedavisi gorcek aca ba neler oluyor bahsedermisin ve acik casi cok endişeliyim adım mustafa 18 yaşindayim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafacım Merhaba,

      Öncelikle annenin rahatsızlığını ilk başta farketmeniz harika. Doktorları kemoterapiye karar verdiğine göre, yakın bir zamanda başlayacaklar demektir.

      Tavsiyem saçlarını kısa bir model kestirsin. (Herkesin kemo alacağını bilmesini istemiyorsa yani) Çünkü ilk seanstan 2 ya da max 3 hafta sonra saçlar avuç avuç dökülüyor. Eğer saçlar bir de uzunsa, travma biraz daha büyük olabiliyor. Kısayken kedi tüyü gibi geliyor , ne yapacaksın bu da gelip bu da geçiyor:) Nerede yaşıyorsunuz İstanbul'da mısın bilemiyorum ama mümkünse gir anneciğinin koluna, gidin güzel bir perukçuya. Ben bir kaç semt bir dolaşıp, Taksim'e doğru çıkan yokuşta Tepebaşında İsmet Peruk diye bir yerden bulmuştum kendiminkini. Gerçek saç olsun diye boşuna yüksek paralar ödemeyin, sentetik olanlarında da, oldukça gerçekçi, yumuşacık peruklar var. Üstelik fiyatları çok çok daha uygun. Mümkünse ensede biten bir peruk alın, bunlar daha doğal duruyor. Benim eski resimlerime instagramdan ya da blogdan bakarsan sarışın ve küt saçlı hallerimi görürsün. Çok rahat ettiriyor, uzun olursa peruk olduğu enseden biraz belli oluyor, kısa peruklar ise içler acısı halde başarısız yapılıyor nedense... Neyse peruk konusunu uzattım ama moral için peruk önemli. İnsan kel kalmadan kendine iyi bir model bulup garantiye almak istiyor.

      İlk kemoterapi seansında kolunda damar yolu açıp, onkologun karar verdiği ilaçları koluna yaklaşık 2 saatte enjekte ediyorlar. (Yani benimki böyleydi en azından) O anda ekstra bir acı filan yok merak etme, sohbet edebiliyor yanında olursanız. Miğde bulandıran ilaçlar olduğu için, mide bulanmasına karşı tabletler yazıyor onkolog. Bunlar sayesinde İlk gün pek bişey olmamış gibi gelse de sonraki günler özellikle 3-4-5. günler filan insanın başı da dönüyor, çok halsiz de olabiliyor. Tabi bu da biraz sinir de yapabiliyor. O günler naapıyoruz? Ekstra anlayışlı davranıyoruz Annişe! Anlaştık mı? Harika!

      Ben her biri 3 hafta arayla 6 seans kemo aldım. Hiç birinin etkisi ilki kadar ağır olmadı diyebilirim. Çünkü minicik bebekleri, küçücükçocukları da orada kemo alırken görünce, ağlanıp sızlanmamın veya moralimi bozmamın çok ayıp olduğuna ve bundan da şükür edecek bir sebep bulmam gerektiğine inandım. (Mesela erken teşhis edildiğine! :)

      Devamı geliyor.

      Sil
    2. Saçlardan sonra kaşlar ve kirpikler de gitti. Aman gitsin naapalım. Kaş kalemi aldım bi tane. Kendi rengime en yakınından. boyadım dışarı çıkmam gerektiğinde. Gözlere de kalem çektim mi, kirpiksizlik o kadar belli olmuyor. Olsa da beğenmeyen almasın:)

      "Canının derdine düşmüşken, bir de bunları neden yapmalı?" diye düşünebilirsin, Ama maalesef insanlarımız çeşit çeşit. Aralarında çok meraklılar ve patavatsızlar çıkabiliyor. "Ay canım kıyamaaaaam, yazık çok da gençmiş. Ah ah vah vah" diyenlere o anda sadece kafa atmak istiyorsun ama artık edebinden midir yoksa halin olmadığından mı bilemem ama sadece içten içe kalbin kırılıyor. Bir de saçınız peruk mu diyen oldu bana, sadece 1-2 kişiydi ama bak unutmamışım. hayır bunu fakt etmek sana ne kattı şimdi. Velev ki peruk, saçları beline kadar uzasın diye zevk için çıt çıt takan, kaynak yaptıran biri değilki karşındaki, aylarca bu durumdaysa, biraz dilin kemiği olsa fena olmaz. Tabi sen de o anda herkesin puanlarını veriyorsun! Kim gerçek dost, kim değil, hemen kendini belli ediyor. Sonra bir daha onlarla eski samimiyetin asla olmuyor, benim olmadı en azından. Ne gerek var ki böylesine. Moral vermek varken, bu nedir Allah aşkına! :) Yalan dünyadaki "Ne çektin be Gülistaaan!" deyip duran Vasfiye Teyze'den bir farkları kalmıyor gözünde o an. A bir de bilerek canını acıtmaya çalışanlar var ki, biz onlar gerçekten "kötü" diyoruz. " Bu tarz insanların moralimizi bozmasına mahal vermemek için, biz her zaman dışarı çıktığımızda ya da olursa evimize illa ziyarete geldiklerinde hep bakımlı olacağız. Unutmadan bir de ne diyeceğini bilemeyen ve saçmadığının farkında olmadan, insanın sinirlerini bozanlar var, yazık onlar da iyi bir şey söylemeye çalışıyor ama "aman canım grip gibi, nezle gibi bir şey bu artık" gibi yorumlar yapıyorlar. Belki yaygınlığını kastediyorlar ama o anda olayı bizzat yaşayan siz olduğunuz için böyle basit hastalıklarla bir tutarak, durumunuzu ciddiye almadıkları hissine kapılıyorsunuz,. Hassasınız işte, ne yapacaksınız:))

      Bu süreçte annenin yiyeceği yemeklerin hijyen koşullarda hazırlanmış olması, çok ağır yemekler olmaması ve kullandığı sebze meyve türü her şeyin mümkünse bir müddet içinde su ve biraz da elma sirkesi gibi bir sirke bulunan suda bi 15 dakika kadar bekletilmesi önemli. İçindeki, üstündeki, gözle görülmeyen mikropların, böcüklerin filan ölmesi için. Çünkü bu esnada insanın vücudunun direnci düşürülüyor ya, riske etmeye gerek yok. Kalabalık ortamlara, sinema/otobüs, vs. girerken, hatta hastaneye gittiğimde bile ben maske takıyordum koridorlarda, çünkü adı üserinde hastane ve her çeşit hasta var. Ah en önemli şeyi unutuyordum. Öpüşmek! Yok öyle her selamlaşmada şapur şupur. Herkes hasta, salya sümük. Önce öpüp, nasılsın dediğiniz de de hastalıktan kırılıyorum günlerdir diyenler var. El insaf yahu bu kadın kemoterapi alıyor o zaman ne öpüyorsun! İşte bu yüzdeeen, ben kemoterapi boyunca kimseyi öpmediğim gibi, elimi bile sıkmalarını istemedim mümkünse. Çünkü herkes eline hapşuruyor öksürüyor. Sonra da el tokuşuyor. En güzeli 1 metre uzaktan el sallamak hihihi

      (Anlatacaklarım daha bitmedi...)

      Sil
    3. Yemesi/yememesi gereken şeyleri doktoru zaten ona söyleyecektir. Güle oynaya giderse kemoterapi seanslarına emin ol, her şey çok daha çabuk geçer. Evde olduğu dönemde kendine keyif aldığı ve çok yorulmayacağıi mümkünse başkasına da ihtiyaç duymayacağı bir hobby bir meşgale edinsin derim. Artık örgü mü örer, büyükler için yeni moda olan boyama kitapları ve kalemlerinden alır, çiçekler mi boyar bilemem ama kendini TV karşısında dramatik filmler, kavga dolu , o seviyesiz programlarla yormasın bütün gün.

      Böyle böyle tüm seansları bittikten sonraaaa, yavaş yavaş minik bebeklerin yumuşacık tüy tüy olan saçlarından çıkmaya başlıyor kafada. Kaşlar kirpikler de hafif hafif geliyorlar geriye. Sonra onkolog istediği testleri yaptırıyor ve artık 3 ayda bir kontrollere gidiyorsun. Saçlar kirpikler coşmaya başlıyor:) Hepsi geride kalıyor:)

      Sen 1 cümlede sordun, ben destan yazdım ama aklıma gelenleri detaylı anlatmaya çaıştım, umarım yardımcı olmuşumdur.

      Şimdiden çok geçmiş olsun.
      Sevgilerimle,

      "Üşenmek nedir bilmeyen" Üşengeç Şef :)

      Bitttiiii :))

      Sil
  4. Daha dün tanımıyordum bile sizi. Uyku tutmayınca televizyonda kanalları gezerken takıldım duraksadım kendimi gecenin saat dördünde tramisu yapabilirmişim gibi hissettim.Kesinlikle yapacaktım ama kedi dili ni bulamadım. İyi ki trt gece yarısı tekrar vermiş. Beğenerek izlediğim çok sevdiğim bir film olsaydı mesela Matrix 1 olsaydı bu kadar dikkatli hayranlıkla izleyemezdim sanırım. bu kadar akıcı sürükleyici bi yemek programı nasıl olabilir. Belki de tekrar lara trt reklam koymuyor ondandır. tabi ki şaka :) Şefim size hakettiğinizi veriyorum sadece "saygıyı". Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel şeyler yazmışsınız böyle. Onore oldum.
      Bir Matrix delisi olan eşime de, dikkat konusunda yaptığınız nazik karşılaştırmayı gösterdim hatta. :)

      Çok teşekkür ederim Murat Bey.
      Benden de saygılar :)

      Sil

Yorumlarınız benim için çok önemli.
Üşenmez de web sitemin sağ en üstündeki "Bloguma Üye Olun"a tıklayarak sadece 2 saniyede üye olursanız, mesajlarınız "adsız" çıkmazlar ve ben de sizi isminizle tanıyabilir ve daha da mutlu olurum bilesiniz:)