reklam

Dertli Gönüllere Giren... İşte Benim Zeki Müren...

Ben daha henüz ortalarda yokken, yani bundan yıllar yıllar önce, annem ve babam Çakıl Gazinosu'nda sahne alan Zeki Müren'e gitmeye karar verirler. Onlar hazırlanırken, kendi de dışarı çıkacak diye heveslenen, oysa evde ananesiyle bırakacakları 2 yaşındaki oğullarına -ki kendisi abim olur- arkalarından ağlamasın diye "biz iğne olmaya doktora gidiyoruz" diye mini minnacıcık, beyaz bir yalan uydururlar. "İğne" ve "doktor" kelimelerini aynı cümlede duyan çocuk, içinden "hadi bakalım öyle olsun" demiş olacak ki, gelmek için çok ısrar etmez ve yatar uyur. 

iste-benim-zeki-muren-sergisi


Gel gelelim, ertesi sabah olur... Masanın üstünde kapağında Zeki Müren'in fotoğrafı bulunan bir gazino kartonu ve içinde bizimkilerin dün gece çektirdikleri şık şıkırdım resimler durmaktadır. Çocuk, belki henüz 2 yaşında ama, süper zeki... Dönüp sarkastik bir şekilde der ki: "Hmmm... Zeki Müren de mi doktordaydı?" Hadi bakalım hesap verin şimdi!:)

İşte bu da bizim Zeki Müren hikayemiz. Öyle saf, öyle temiz... Üzerinden 40 yıl da geçse Zeki Müren deyince hemen bu hikayeyi anlatır bizimkiler, ben de dinleye dinleye yaşamış kadar oldum onlarla beraber:) 

zeki-muren-cakil-gazinosu

İlk kez 1951 yılında "Burası İstanbul Radyosu. Şimdi Zeki Müren’den şarkılar dinleyeceksiniz" anonsuyla takdim edilen ve 70'li yıllarda altın çağını yaşayan "Sanat Güneşi, 45 yıllık sanat yaşamı boyunca, eşsiz kadife sesi kadar, seyircisine karşı kibarlığı, saygısı ve en iyi spikerlerden bile özenli konuştuğu güzel Türkçesiyle de gönülleri fetheden bir sanatçı oldu.

Türkçe'nin en uzun tekerlemesini en nazik ve en kusursuz şekliyle tek nefeste söylediği şu videoyu izleyip de "aman canım ne var bunda?" diyeniniz çıkacak mı merak ediyor ve "Hodri meydan" diyorum:)


Renkli ışığı ve bir kaç şarkıda bir değiştirilen farklı farklı dekorları sahnede ilk uygulatan, saz heyetini kendi çizdiği kıyafetlerle tek tip ve uyumlu şekilde ilk giydiren, seyircisiyle daha yakın olabilmek için T şeklinde sahne düzenini ve kordonlu mikrofonu ilk kullanan kişi olarak, ses yanında görselliğin de önemli olduğunu en iyi bilen sanatçılarımızdan  birisiydi kendisi...


Şarkılara duygu seren 
Çilelere göğüs geren
Dertli gönüllere giren
İşte Benim Zeki Müren...

iste-benim-zeki-muren-sergisi

Zeki Müren, benim aklımda en çok, fönlü kabarık saçları, makyajlı yüzü, üstü taşlar ve işlemelerle bezeli ve yaka kısmında kuş tüyleri uçuşan görkemli kostümüyle, oymalı-kakmalı ve altın varaklı bir koltuğun arkasından, manikürlü ellerini gözlerinin etrafında titrete titrete seslendirdiği "Gözlerin doğuyor gecelerime" şarkısındaki imajıyla yer etmiş.


iste-benim-zeki-muren-sergisi

Renkli kişiliği ve birbirinden güzel şarkılarıyla, çocukluğumdan beri Türk Sanat Müziğini bu kadar çok sevme sebeplerimin başında O gelir desem, sanırım yalan olmaz. 

iste-benim-zeki-muren-sergisi
   
İşte bu hislere sahip ve neredeyse tüm şarkılarını ezbere bilen bir hayranı olarak, Tünel'den Galatasaray Lisesi'ne doğru yürürken, Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde Zeki Müren Sergisi afişini gördüğüm anda sevinçten havalara uçtum.


iste-benim-zeki-muren-sergisi-usengec-sef

“İşte Benim, Zeki Müren” adı verilen bu sergi ile Zeki Müren’in tüm mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı'nın arşivinde, tam 18 yıldır korunan fotoğrafları ve özel eşyaları gün yüzüne çıkarılmış.

iste-benim-zeki-muren-sergisi

Sanatçının on bine yakın fotoğrafı, gösterişli kostümleri, ilginç ayakkabıları, plakları, desenleri, şiirleri, notları ve arşiv görüntüleri, kişisel belgeleri, mektupları, kısacası dolu dolu geçmiş yaşamından arda kalan belgeleri bir araya getirilmiş.

iste-benim-zeki-muren-sergisi

Zeki Müren denilince en ama ennnn çok sevdiğim şarkısını seçmek zorunda kalsam, herhalde segah makamında bir şaheser olan "Dertliyim Ruhuma Hicranımı Sardım da Yine" ya da diğer bir ismiyle "Üzgünüm Leyla" şarkısı seçerdim.

Güftesi Vecdi Bingöl'e ait olan şu satırların güzelliğine bir bakar mısınız Allah aşkına?

"Dertliyim ruhuma hicranımı sardım da yine
İnlerim şimdi uzaklarda solan gün gibiyim
Gecenin rengini kattım içimin matemine
Sönen ümid ile günden güne ölgün gibiyim

Bahtımın yıldızı sanmıştım seni
Sensiz karanlıktır her günüm Leyla
Ayrılık Mecnuna döndürdü beni
Dertliyim yürekten
Üzgünüm Leyla

Sevda yaman bir çile
Çekenler düşer dile
Ayrılık ölüm gibi
Giden gelmiyor Leyla

Gülüm yaprağım soldu
Gönlüme hazan doldu
Bir ömür harab oldu
Onu bilmiyor Leyla"

Bir de bu sözlere büyük Bestekar Sadettin Kaynak tarafından dünyanın en güzel bestesi yapılınca, işte ortaya çıkan o muhteşem sonuç... Gel de mest olma! :)


Aynı bu şarkı gibi çok sevdiğim Elbet Bir Gün Buluşacağız, Şimdi Uzaklardasın, Duydum ki Unutmuşsun, Agora Meyhanesi, Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim, Gitme Sana Muhtacım, Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin, Nasıl Geçti Habersiz, Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor, Senede Bir Gün, Sevemez Kimse Seni, Bir Yangının Külünü, Mihrabım Diyerek, Anne Anne Anneciğim gibi yüzlerce şarkıyı seslendiren sanatçıyı tanıma fırsatı bulan bir nesile ait olduğum için kendimi şanslı addediyorum. 

“Sanat Güneşi”mizin sahne ve sinema çalışmaları yanında, çocukluk yıllarından başlayıp, ömrünün sonuna kadar süren günlük hayatından da kesitler sunan, iki kata yayılmış zenginlikteki ve ücretsiz ziyaret edilebilen bu sergi, öylesine ilgi görmüş ki, süresi 15 Ocak 2015’e kadar uzatılmış. Henüz görme fırsatı bulamamış olan veya kaçırdığını zannedip, bin pişman olanlara duyurulur:) "Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?" esprisini yapmazsanız sevinirim:)

Sergiye bu Cumartesi gitmeyi planlayanlara, unutmadan bir şey daha hatırlatayım: 10 Ocak günü saat 19.00 ile 20:00 arasında yine Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde Zeki Müren'in en eski ve sevilen eserleri ile bir taş plak dinletisi yapılacakmış. Eh gitmişken bunu da kaçırmak istemezsiniz herhalde:)

4 yorum:

  1. harika bir yazı olmuş çoook eskilere gittim şimdilerde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim. Ben de gittim valla geçmişe dün yazarken... Bayağı bir konser verdim bilgisayar karşısında:) Dinlemek zorunda kalan eşime yazık oldu , o ayrı:)

      Sil
  2. Büyük keyifle okudum yazını. Bizimde gazinolu anılarımız var, hatta bir tanesinde bende varım. Emel Sayın'a çiçek veriyorum. Beraber fotoğrafımız var (80lerde, daha çok küçüğüm) Koskoca ve güneş gibi parlayan güzel sanatçı Emel Sayın'la foto. çekilicem diye insan biraz kendine çeki düzen verir değil mi? Ben hınzır deli bakmışım :)) .. Sayende çok güzel hatıralarımı andım <3 <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa ama öyle güzel yazmışsınız ki... Ben de hep onu düşünürüm. Emel Sayın güneş gibi parlarken, bizler daha yoktuk ya da yeni doğmuştuk. Ben geldim gidiyorum o hala güneş gibi parlıyor. Hadi estetik mestetik diye bahaneler bulayım desem yok valla nice estetikliler gördüm, alakası yok:)

      Sil

Yorumlarınız benim için çok önemli.
Üşenmez de web sitemin sağ en üstündeki "Bloguma Üye Olun"a tıklayarak sadece 2 saniyede üye olursanız, mesajlarınız "adsız" çıkmazlar ve ben de sizi isminizle tanıyabilir ve daha da mutlu olurum bilesiniz:)