reklam

Çocuklarınızla Birlikte İzleyebileceğiniz Harika Bir Animasyon: The Croods

Sinemada izleyecek yeni ve iyi filmleri heyecanla beklediğimiz bu günlerde, "The Croods" (Croodlar) fragmanındaki rüya gibi görüntülerle ve arkasında pek çok başarılı animasyon çalışması ve özellikle "Shrek" gibi gönlüme yer etmiş muhteşem eserler bırakan Dreamworks olması dolayısıyla, vizyona girdiği ilk akşamından gidip izlediğimiz yeni bir 3 Boyutlu yapım...




Bizim de izlediğimiz orjinal versiyonunda seslendirmelerini Emma Stone, Nicolas Cage ve Ryan Reynolds'un yaptığı, yönetmen koltuğunda, aynı zamanda senaryosunun da yazarları olan Kirk de Micco ve Chris Sanders'ın oturduğu ve IMDB Puanı 7,5 olan, 2013 yapımı 98 dakikalık bu 3D animasyon film, teknik ve içerik açısından çocukları olduğu kadar, biz büyükleri de fazlasıyla memnun edecek kalitede...


Buz Devri filmini izleyip, beğendiyseniz, benzer klasmanda yine tarihe yer veren ama bu kez mağara yaşamını ve ilk insanları konu alan bir yapımla karşı karşıyasınız demektir.

Tarih öncesi çağlarda yaşayan bir ailenin keyifli macerasına eşlik eden Croods'un konusu hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;


Aşırı koruyucu bir yapısı olan ve yeniliklerden bu sebeple uzak durmayı tercih ederek, ailesine de aynı korkuları empoze eden baba Grug, mağaradan dışarı sadece yiyecek bir şeyler bulmak için çıkılmasını onaylamaktadır. Oysa, mutlu mesut yaşadıklarını sandığı bu mağara, evin 19 yaşındaki kızı Eep için çok sıkıcıdır ve o hep dış dünyayı merak etmektedir. 



Derken bir deprem sonrası, en büyük korunakları saydıkları mağara yerle bir olunca, Crood Ailesi, başka güvenli bir yere taşınmak amacıyla bir yolculuğa çıkarlar. Maceralarla örülü, hiç tanımadıkları bu dünyada, doğa da, şartlar da, kendi bildiklerinden çok başkadır. 


Karşılarına çıkan Guy ismindeki, seyahati ve yeni şeyler keşfetmeyi seven ve ateş yakmayı bilen gençle birlikte hayatları değişip, komik ve keşif dolu maceralarla iyice renklenecektir.



Tarih öncesi çağların doğasını ve o dönemde yaşadığı öngörülen yaratıkları, en etkileyici şekilde hayata geçiren film, aynı zamanda ilkellik ile modernitenin arasındaki ve baba ile kızı arasındaki jenerasyon çatışmasını da esprili bir dille anlatırken...


...bir yandan da Aile olmanın değeri ve aidiyet kavramların önemimi de alt mesajlar olarak veriyor.  Film analizi konusunda yazdığım yazıda anlattığım "Örtülü Anlam"ı da bu olsa gerek:) İzleyin bakalım siz de katılacak mısınız?

The Croods Fragmanı

İlk izlenimlerinin aksine, çok sempatik karakterlerin, kaliteli ve gönderme dolu esprilerin ve büyüleyici animasyonların yer aldığı bu filme, ilk fırsatta çocuğunuz, yeğeniniz veya sadece kendiniz için gidin, 3D gözlüklerinizi takın ve 100 dakikalığına da olsa, o macera dolu, keyifli dünyaya dalın. Bittiğinde de salondan mutlu mesut ayrılın... İyi seyirler:)


Bağımlısı olduğum Yeni Mekan: Gaziantep Lahmacun ve Pide Salonu

Hiiiiç de yalan söyleyemem. Lahmacunmuş, pideymiş, Bunlar bana "Can"dır... Bayılırım! :)

Ama Lahmacun dediğin malzemesinden çalınmamış olacak, illa ki yanında garnitürü ve limonu ile birlikte sunulacak, hamur gibi değil, çıtır çıtır olacak,  ve katlarken o çatur çutur sesleri duyacağım...Bu tarz bir Lahmacun bulursan bize de haber ver diyorsunuz değil mi? 


Hele Pide.... O tamamen başka bir lezzet. Pek çok yerde yaparlar ama hiç o aklımdaki lezzetin yanından bile geçmez nedense... 

Böyle böyle, deneye yanıla, yıllar yılları kovalarken, geçenlerde eşimin yemek zevklerimiz tutan bir arkadaşı sayesine Göztepe'de "Gaziantep" diye bir Lahmacun, Pide ve Döner Salonu dolduğunu, ama Lahmacunlarının eşsiz benzersiz olduğunu öğrenip, "ilk fırsatta gidilecekler listesi"ne aldık. 

Lahmacun dediğiniz nazik bir yemek... Fırında çıkar çıkmaz ilgi alaka bekliyor. Öyle sıcakken kağıtlara sarılıp, kutulara konup, "hotbagler"le de olsa motorlu kuryelerinin arkasında, yol katetmeye gelmiyor. Ya da geliyor da nasıl geliyor orasını Allah bilir... 

Soğumuş, hamurlaşmış bir halde gelen Lahmacun'a artık Lahmacun demem ben... Diyemem... Mikrodalga'da ısıtmaya kalksam daha da lastikleşir kıvamı... Fırına atsam, ohoooo önce fırın ısınacak da, sonra onu ısıtacak da... Bekle babam bekle.. Nerde bende o sabır? 

O yüzden "en iyisi gidip yerinde yemektir" dedik ve yola koyulduk, soğuk bir Mart akşamı, adres tarifinden yerlerini bulduk. Bildiğiniz "mahalle arası" bir mekan.  Dışarıda ısıtıcılar ve bir kaç masa var. Geçtik kurulduk hemen ve siparişimizi verdik. Adamlar haldır haldır çalışıyor, devamlı evlere sipariş yapıyorlar belli.

Derken Lahmacunlarımız geldi. Yanında da garnitürler. Aman Allahım, bu da ne? Nasıl çıtır çıtır bir Lahmacun... Tadı bi' harika... Derhal mekan çalışanlarından magnetlerini istedim ve döner dönmez buzdolabının kapağındaki yerini aldı....

Çıkar çıkmaz, tavsiye eden arkadaşımızı aradık ve teşekkür ettik. O sırada "Pideleri de çok başarılı deneyin bir ara" dedi. Kırar mıyım? Hemen ertesi akşam eve siparişin açılışını 2 Pide ve 2 Lahmacunla yaptık. Amacımız hem Pidelerini denemek hem de Lahmacun eve gelince lezzetinden ne kadar kaybetmiş onu gözlemlemek:) Gülmeyin yahu. Hayatın en güzel zevklerinden biri de dilediğince yemek yiyebilmek işte. Yalan mı?

Neyse efendim kısa bir süre içerisinde zil çaldı, bir mahalle arası dükkandan hiç umulmayacak şıklıkta kaliteli karton kutularıyla ve yine yanında garnitür ve içecekleriyle, hiç hatasız şekilde teslim aldık yemeklerimizi...




Pidelerden birisi Kıymalı Kaşarlı ve üzerine yumurta kırılmış, diğeri de Kuşbaşılı Kaşarlı ve yine yumurtalıydı. Böyle bir tad yok! Bitmesin istedim. Sıcaklığını da hala muhafaza etmesi için pidelerin altına birer dilim lahmacun katlayıp yerleştirmişler. Gönlümü çaldılar valla ne diyeyim:) Tabi ki de Lahmacunlar orada fırından bir saniye önce çıkmış gibi değildi ama yine de sıcacık ve hala çok lezzetliydi. 



O gün bugündür öğlen ya da akşam ne zaman acıksam ve hali hazırda evde yiyecek birşeyler yoksa, nereden ne ısmarlasam diye düşünüyorum.... Mc Donald's son birkaç seferdir hep soğuk getiriyor. o caanım patatesleri lastik gibi oluyor, hiç keyif vermediği gibi, boşa aldırdığı kilolara da değmez. Onun yerine bol malzemeli enfes pidelerden ısmarlarım Gaziantep'ten diyorum. 



Adamlar 15-20 dakikada getiriyor yahu yok böyle bir servis. Meğer 11 kişi filan çalışıyormuş dükkanlarında ve 1987'den beri aynı yerde hizmet veriyorlarmış. 



Mekanın büyüklüğü, gelen talebe çoğu zaman yetmediği için, binanın arkasında yine kendilerine ait bir daire daha bulunmasına rağmen, bulundukları apartman daha fazla büyümelerine izin vermiyormuş diye duyum aldım. Kalitelerinden ve hızlarından ödün vermedikleri müddetçe büyümelerinde sorun yok bence:)


 


Valla uzun zamandır onlar hakkında yazmak istiyordum ama konu konuyu açtıkca hep erteleniyordu ama az önce ayıptır söylemesi yine birşeyler ısmarladım. Artık tanıyorlar tabi. Arayıp "her zamankinden" desem anlıyacaklar, o hale geldik... 



Bu aralar yeni favorim: Kuşbaşılı Kaşarlı Pide üzerine 2 tane sadece Yumurtanın sarısından ve onu da dağıtarak hazırlatıyorum. Sonra da elim kolum titreye titreye silip süpürüyorum. 



Bir kere de Kaşarlı Kapalı Pide içinde hazırladıkları Dönerlerinden denedim. Yağsız güzel bir döner... Bol Kaşar peyniriyle sunulunca zaten akan sular durur. Maşallah ye ye bitmiyor. En iyisini onu ortaya, bir kaç kişi paylaşacak şekilde ısmarlamak sanırım. Bu arada unutmadan söyleyeyim; ürünlerin fiyatları da böyle bir kalite için çok uygun.

Fıstıklı kadayıfları da çok tavsiye ediliyor. Henüz onu denemeye fırsat bulamadım Ama bu adamlar gerçekten iyi...  Ellerine sağlık ne diyeyim:)

Az önce siparişimi alırken sordum sizler için öğrendim: Kalamıştan, Bostancı'ya kadar evlere paket servisleri varmış. Hatta "hakkınızda yazı yazacağım, ama sonra işleriniz çok daha fazla yoğunlaşır da benim siparişlerim geç kalmaya başlar diye çekiniyorum" dedim. "Ayıp ettiniz, hiç olur mu öyle şey" dediler. Hadi bakalım hayırlısı:)

Bir Erkeğe Hediye Seçmek Sizi de Zorluyorsa; İşte Çözüm...

Erkeğe hediye almak bir şey değil de, gerçekten memnun kalacağı, keyifle kullanacağı, yaşına, başına, duruşuna, görünümüne uygun ve değer verilerek, gerçekten düşünülerek alınmış hissi veren, özel bir hediye bulmak zor...


Yoksa yer gök; kravat, cüzden, atkı, parfüm, gömlek, kazak, t-shirt... İyi de bunları artık hediyeden saymıyorlar ki! Gelin, hiç heyecan vermediğini kabul edin...

Çoğunu poşetinden bile çıkarmadan aylarca yıllarca dolabından muhafaza eden erkekler var. Eh ama haksız da sayılmazlar, bunlardan kendilerinde, bir sürü var zaten...



"İyi de ne yapalım yani, değer verdiğimizi anlasın diye her seferinde gidip, bir Rolex saat alacak halimiz yok ya" diyerek demagojiye başlamanın alemi yok tabi... 

Biraz araştırdığınızda elbette uygun fiyata, yaşına zevkine uygun ve her zaman taşımaktan mutluluk duyacağı ve baktıkça sizi hatırlatacak özel şeyler illa ki var.... Böyle bir hediye önerisi ister misiniz? Peki işte geliyor...




WISH FOR NISH Markası biz hanımlar için sunduğu birbirinden güzel aksesuarlar yanında ve her biri tek tek  elde hazırlanan özel tasarım ev aksesuarlarına ilaveten, bir de yeni ERKEK Koleksiyonu ile göz kamaştırıyor. 



Üstelik, Güvenli Alışveriş deneyimi yaşamak isteyenler için hazırlanan Online satış Mağazası, %50'ye varan indirimlerle, hem de kredi kartı ve havale yanında, "kapıda ödeme" imkanı da sağlıyor. 






Sitede sadece mevcutta hazır olan ürünler olduğu için, sipariş verdiğiniz anda, o ürün hemen şık kese ve kutusuyla tarafınıza kargolanıp, en hızlı şekilde elinize ulaştırılıyor. 



İşte Erkek Koleksiyonu'ndaki her biri el yapımı ve sınırlı sayıda hazırlanan aksesuarlardan bazıları...  Biri illa sizin eşiniz, oğlunuz, ağabeyiniz, sevgiliniz için... 




  

Sloganları: "Kalbinize Taht Kuran Kişiye Özel Tasarımlar"...

Ne kadar etkileyici değil mi? "Kalbinizde taht kuran kişi", kimse artık, WISH FOR NISH'den seçin beğenin, biraz da siz onu çocuklar gibi mutlu edin...


Sokak Arası Lezzet Durağı: Dibek Pastanesi

Dibek Pastanesi, Erenköy Divan Cafe'nin sokağında yer alan bir aile işletmesi... 


Genelde bu tarz küçük Pastaneler için, "Beyaz Fırın, Pelit, Divan gibi zincir pastanelerin sunduğu ürün kalitesinin, tadının ve çeşitliliğinin yanına yaklaşamaz" diye bir inanış vardır ya... İşte bunun aksini ispatlarcasına, tanıdığım ilk günden beri her seferinde aynı kalite, aynı lezzet ve sahipleri tarafından aynı sıcak karşılamayla insanın hem midesine, hem ruhuna huzur veren bir mekan. 



Fevzi Gülen ve oğulları tarafından kurulan ve 33 yıllık bir geçmişe sahip olan Dibek Pastanesi, her gün sabah 5'lerden, taaa akşam 22:00'lere kadar hizmet veriyormuş. 



Mekanın bu derece sevilmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi de,lezzetli ürünlerinin yanında, sahibi olan kardeşlerin her zaman işlerinin başında duran, güler yüzlü ve hatırlı insanlar olması ve çalışanlarını da aynı şekilde saygılı insanlardan seçmeleri...



Yoksa dünyanın en iyi yiyecekleri olsa, garsonları suratsız, kasiyeri selam vermekten imtina eden tipler olunca, benim içimden öyle mekanlara uğramak gelmiyor doğal olarak... 

Yakınındaki Erenköy İlkokulu'na çocuklarını bırakmak, ya da sonrasında almak bahanesiyle gelen anneler- babalar mı dersiniz, Pazar kahvaltılarının keyfini aile çıkarmak isteyenler mi, öğle arası, kuşluk vakti, 5 çayı derken, mekan ne zaman uğrasam, devamlı yoğun olarak çalışıyor. 


Tazelik onlar için çok önemli. Bu sebeple her şeyden gerçekten günlük ve sınırlı sayıda hazırlıyorlar. Buna şuradan emin oluyorum ki, ne zaman akşama doğru saatlerde sipariş vermek istesem, o bitmiş, bu bitmiş oluyor, hatta bazen ciddi ciddi teessüf ediyorum bu duruma ama diyorum ya her şey günlük her şey taze olunca bu durum da kaçınılmaz tabi:)



Tuzlu pizza ve mini poğaçaların hepsi birbirinden bol malzemeli ve lezzetli. Bu bile benim için inanılmaz bir nimet... Hele bir Beyaz Peynirli Mini Poğaçaları var ki...Enfes... Kıymali pastane pideleri de çok başarılı... Aynısının peynirlisi de var. Su börekleri de çok iyi...  

Minik pizzalardan sosisli, kıymalı, kaşar peynirlisinden sipariş veriyorum bulursam... Yanına da belki bir kaç saçaklı... Bazıları da "sakallı" diyor buna... Bu ismini yeni duydum çok komik, kim bulduysa artık:)

Bunca enfes tuzlunun yanında, genelde buradan pek tatlı almak aklıma gelmiyor . A ama yalan olmasın Ay çöreğini de beğeniyorum, hafif ısıtınca sütle harika gidiyor. Bir kaç kez de Hindistan Cevizli Koko ve Beze almışlığım var Kayınvalideme... Sütlaç ve Kazandibi de eşimin favori tatlıları... 


Ama "pasta" anlamında bir tatlı almışlığım herhalde ya bir ya iki seferdir nedense sıra onlara gelemiyor bir türlü... 

Geçenlerde tezgahta dizilmiş sıra sıra Çilekli Milföy'le göz göz gelince, "beni de al" der gibi bakışlarına kayıtsız kalamadım ve "Bir tane deneyelim bakalım" dedim.



Meğer benim her yerde deli danalar gibi aradığım o "Alman Kreması"na en yakın tat, Dibek'teymiş? Nasıl da taze ve çıtır çıtırdı. Tabi bir pastayı yarım yarım paylaşınca, dişimin kovuğuna bile yetmedi, hemen gidip 2.sini aldım. Başka bir şey için olsa, üşenir değil mi insan? Ama konu taze ve leziz bir çilekli pasta ise, asla:)


İşin gıcığı, o gün bu gündür, akşam yemeğinden sonra, "bir tatlı mı yesek acaba" diye evin içinde vızır vızır bir şeyler aranırken, "ah buldum Çilekli Milföy!!!" deyip, arıyorum bu dükkanı sipariş vermek için, ama yok yok yok. Akşama kalmıyor bu edepsiz pastadan... Bu kez daha da ulaşılmaz ve değerli oluyor. 

Hiç bir şey bulamayınca da "Naapacan"? Nutella'ya dalacan kaşıkla:) E ama oldu mu şimdi? Bu sefer de "içim bayıldı tatlıdan... Tuzlu bir şeyler olsa keşke ya, ne çektim ben" derken, kaşla göz arası koca Doritos paketini açmışız bile.. "Ama bu da çok tuzlu geldi içim yandı" derken, bi' tatlı- bi' tuzlu, amanın bi' bakıyorsun ki göbeğin düğmeleri zorluyor artık:)

Keşke bir Çilekli Pastayla kapatsaydık akşamı, tadı tuzu tam kıvamında...  Ne güzel olmaz mıydı ama? :) 

Ayva Çiçek Açtı, Yaz mı Gelecek? Ayva Tatlısı Yapalım Kutlayalım:)

Osmanlı Mutfağı Workshop'ından Hünkar Beğendi ve Mücver Tariflerini sizlerle adım adım fotoğraflarıyla paylaşmıştım. İşte o günün menüsündeki son şaheserimiz: Ayva Tatlısı...



Şahsen Ayva yerine bir Kabak Tatlısını tercih ederdim ama hazırladığımız bu tatlıları da kıymetini takdir edecek şahsiyetler olan Sevgili Kayınvalideme ve çok değerli Komşularıma hediye ettik, pek memnun oldular sağolsunlar:)

Ayva genellikle Kış aylarının meyvesidir biliyorum ama maşallah Nisan ayının ortasında hala dışarısı buz gibi olduğuna göre, tarifini vermekte henüz geç kaldığımı düşünmüyorum, haksız mıyım bilemedim:)

KAYMAKLI AYVA TATLISI
(1 Kişilik)

Malzemeler:
1/2 Adet Ayva
1/2 Adet Elma
1 Su Bardağı Toz Şeker
1-2 Damla Kırmızı Gıda Boyası (İsteğe Bağlı)
3-4 Tane Karanfil
1 Adet Çubuk Tarçın
1 Adet Yıldız Anason
3-4 Adet Kakule
2 Yemek Kaşığı Manda Kaymağı



İlk iş olarak, Elma ve Ayvamızın kabuklarınızı soyalım.



Ayvanın ortasını iyice temizleyelim ama çekirdeklerini atmayıp, kenara ayıralım, az sonra renk vermesi için tencereye koyacağız çünkü:)



Elmayı rendeleyelim.



Şimdi Ayvayı bir tencereye alalım.


Şeker, baharatlar ve Ayva çekirdekleriyle birlikte, tencereye, Ayva hizasına gelecek kadar Su ilave edelim.






Kırmızı Gıda Boyasından 1-2 Damla ekleyelim


Tencerenin üzerini örtecek şekilde bir Aluminyum folyo keselim ve Tenceremizin ağzını bu Aluminyum Folyo ile kapatalım.


Tencereyi, bu şekliyle orta ateşe alıp, Su kaynama noktasına gelince ateşi kısalım.

Yaklaşık 20-25 Dakika boyunca, Ayva yumuşayana kadar pişirelim. Bu esnada da Fırınımızı 190 C Dereceye ısıtalım.

Ayva Yumuşayınca bir fırın tepsisine alalım.

Kullandığımız Tencere "metal saplı" olduğu için, fırına girmesinde sorun olmadığından, biz bu çalışmada aynı tencerede işlemlere devam ettik. Ama bunu çok tavsiye etmem, çünkü sonra o edepsiz metal sapının sıcak olduğu unutulup da eldivensiz tutulunca, herkesin elleri yandı malesef... Silverdin diye bir yanık ilacı mucize gibi geldi hepimize:) Meğer bu merhem, tüm şeflerin, mutfak önlüklerinde taşıyacak kadar sık kullandıkları bir hayat kurtarıcıymış.



Şimdi fırın kabına aldığımız ayvanın ortasındaki çukura, rendelediğimiz Elmayı yerleştirelim




Üzerine suyundan da ekleyip, Elma ve Ayva iyice karamelize olana kadar, yani yaklaşık 15-20 dakika fırınlayalım.


Bu sırada tencerede kalan suyunu da, ocakta sos kıvamına gelip, koyulaşana kadar kapak açık olarak, orta ateşte çektirelim.


Ayva Tatlısı soğuyunca, üzerine kaymak ve koyulaştırılmış sosundan döküp, afiyetle yenmesi için servis edelim:)