reklam

Şeker Pembesi Bir Dünya: "Hello Kitty World" Ataşehir'de Açıldı

Şimdi şimdi düşünüyorum da... Bu devirdeki gibi çılgın oyuncaklar bizim çocukluğumuzda da olsaydı, deli miydim ben ki, 4,5-5 yaşında koşa koşa ilkokula başlayayım?

Abartmıyorum, henüz ortada Barbie filan yoktu yahu... Alabileceğiniz en iyi alternatif; Alman yapımı Porselen bebeklerdi. Onların o donuk ifadelerinden, kelebek şekilli dudaklarından da, hiç hoşlanmazdım. Yıllar sonra "Chucky" serisi ile iyice korkar hale geldim bu bebeklerden:)

Bir de örgü yünüyle yapılmış sevimsiz saçları olan lahana bebekler vardı ki, hiç bir zaman dönüp bakmamışımdır bile suratlarına. İsmi gibi cismi de gıcık! O ne öyle "lahana" diye bebek mi olurmuş? Bir dönem popçularının, çorbasını içip zayıfladığı ve pişerken evin kokusunu mahveden şey benim için lahana:)

Zaten ufaklık resimlerimde elimde genelde kağıt-kalem var. Oyuncaklı bir-iki fotoğraf anca buldum, onlarda da Güney Afrika'dan gelen siyahi bir bebek var kucağımda, yerel kıyafetler içinde ve tam-tam dansı yapmaya hazır ve nazır halde:)

Bu konuda esas travmayı ise babamın gemi seyahatiyle gittiği Avrupa'dan dönüşünde yaşadım. 



Ballandıra ballandıra bana aldığı o muhteşem bebeği anlatıp, hepimiz için getirdiği çeşit çeşit hediyelerle dolu bavulu açarken, "Allaaaaah bebek geliyor!" diye gözlerim parlamış, nefesim tutulmuş halde beklerken, meğersem bu hikayenin sonunun nasıl da hüzünlü bittiğini duymamla, büyük hayal kırıklığı yaşamam bir olmuştu. Diğer hediyelerin hiç birinin önemi kalmamıştı gözümde. Çocuk aklı işte...

Efendim hazin olay şöyle cereyan etmiş; Yolculuğun sonunda, babam elinde özel şeffaf ambalajındaki bana aldığı bebekle, geminin artık İstanbul Limanına demir atmasını beklerken, yaşlı bir teyze yanaşıp, "ay evladdıım, ben doğru düzgün yürüyemediğim için gemiden inip, alışveriş yapmaya imkan bulamadım maalesef. Ama şimdi biricik torunuma doğum gününde eli boş dönmek istemiyorum, o bebeği acaba bana satar mıydınız?" demiş. Eh bu durumda benim yufka yürekli babam ne yapar, "buyurun" demiş ve hiç düşünmeden bana aldığı bebeği, torununa vermesi için teyzeye hediye etmiş.

Yahu ben burada dört gözle, açmış kollarımı beklerken, "o başkasına nasıl yar edilir?" diye küstüm tabi ve o bebek o gün benim olamadı ya, gözümde daha da değerlendi. Sonra durumu iyice protesto ederek bebeklerle hiç oynamadan, hemen okula başlamak için can attım ve o küçücük yaşımda, müdürün kapısına dayandım beni kabul etmesi için işte. 

Gelin de görün ki, şimdi şimdi içimde kalan bu uhde, iyice su yüzüne çıkıyor ve pembe rengine ve güzel oyuncaklara hiç duyarsız kalamıyorum. 



Hello Kitty Cafe Suadiye'de açıldığında, pembenin tüm tonlarını ve o sevimli kedinin logosunu görür görmez, hemen ziyaret etmiştim. Şimdi de Ataşehir'de, tam da Palladium AVM'nin ana giriş kapısının karşında dünyanın ilk Hello Kitty World'ü açıldı. Tutmayın beni! 



3.000 metrekare kapalı alanı ve 400 metrekarelik bahçesiyle, içinde 4 tane cafe yer alan Hello Kitty World, farklı katlara ayrılmış mağaza bölümlerinde; bebek ürünlerinden, 12 yaş altı kız çocuğu tekstiline, oyuncaktan kırtasiyeye, takıdan, mutfak ürünlerine ve ev tekstiline kadar geniş yelpazede ürünlere yer vermiş.



Adım attığınız andan itibaren büyülü bir dünyaya kendinizi kaptırıyorsunuz.



Eğlenceli bir alışveriş mekanı yanında, insanların hoşça vakit geçirebileceği, arkadaşları ile bir araya gelebileceği ve ilgi çekici yeni ürünleri yakından inceleyebileceği, sosyal bir ortam da yaratmışlar.



Japon hediyelik eşya ve oyuncak firması Sanrio tarafından 37 yıl önce yaratılan Hello Kitty, bugün bütün dünyada tam anlamıyla bir fenomen.





Bu ikon, ilk olarak Japon bir tasarımcı tarafından, minik bir bozuk para çantası üzerinde kullanılmış. Esas hedef kitlesi en başlarda; ergenliğe yeni yeni geçen genç kızlar iken, daha sonra erişkinleri de kapsayacak şekilde pazarı genişletmişler ve okul gereçlerinden, moda aksesuarlarına aklınıza ne gelirse üretmeye başlamışlar. Hello Kitty Televizyon serileri ile de küçük çocuklarında gönüllerini fethetmişler.



Bilmem dikkat ettiniz mi ama Hello Kitty’nin tasarımındaki en büyük özelliklerinden biri; kediciğin, bir ağzının olmaması. "Ağzı var, dili yok" esprisi yapmıyorum, çok ciddiyim:) 



Bu şekilde tasarlanmasındaki amaç; kendisine bakan kişiye o an içinde bulunduğu ruh halini yansıtması ve bir nevi duygularına tercüman olmasıymış... Bu sayede, sahibi gülüyorsa gülüyor, şaşırıyorsa şaşırıyor, karşısındaki bir çocuksa çocuksu bir ifadesi oluyor, yetişkinse yetişkinmiş gibi olduğu iddiasındalar.

Biraz daha tanıtayım onu size hadi:) 

Esas ismi: Kitty White. Londra'nın banliyösündeki şirin bir evde ailesiyle birlikte yaşıyor. Başının solunda kırmızı kurdelesi olan beyaz bir kedi. (Zamanla pembe olmuş kurdelesi, isabet olmuş bence) Boyu 5 elma ve kilosu 3 elma kadar diye tanımlanıyor, ne demekse işte:) Akıllı ve iyi kalpli bir kız... İkiz kardeşi Mimmy ile de çok iyi geçiniyor. 



Mimmy'nin görünüm olarak ikizinden en büyük farkı; kurdelesinin Sarı renkli ve başının sağ tarafında olması. Utangaç yapıda bir kız olan Mimmy, en çok kurabiye pişirmeyi ve annesinin el yapımı apple pie'larını seviyor. Ağızları yok evet ama maşallah kurabiyeleri, apple pie'ları hapur hupur yemeyi biliyorlar, ilginç değil mi? :) 



Mimmy, Kitty'den farklı olarak, dikiş dikmeye ve evlilik planları yapmaya bayılıyor. George isminde babaları ve Mary isimli bir anneleri ve hikayeler anlatmayı seven bir büyük baba ile, dikiş dikmeyi seven bir büyük anneleri var. 

Hello Kitty'nin en meşhur sözü: "You can never have too many friends" yani şöyle çevrilebilir belki: "Hiç bir zaman yeterinden fazla arkadaşın olamaz"... Kendisi arkadaşa doymayan bir karakter. En sevdiği şey; insanların duygularını dile getirmek, birbirlerine hediyeler vermeye teşvik etmek ve böylece mutlu, gülümseyen yüzler yaratmak... İşte bunlar da en yakın arkadaşları...




Japon "Sanrio" ve Türk "Peritozu" markalarının iş birliğiyle İstanbul Ataşehir'de açılan Hello Kitty World'ün moda bölümü, çantalar, aksesuarlar ve valizleriyle, kadınlar için de tam bir cazibe noktası...



Bahçe Café ise, sevdiklerinizle keyifli bir buluşma ve interaktif oyunlarla eğlenme alanı.




Amaç; ailelerle bağ kurmak olduğu için, sadece kızlar değil, erkek çocukları ve babaları da düşünülmüş ve mağazaların bir katı da onlara hitap eden uzaktan kumandalı arabalardan, teknelere, diğer cool oyuncaklardan, tekstil ürünleri ve çantalarına kadar pek çok ürünle doldurulmuş.










Yaklaşık 750 metrekare olan “Hello Kitty Town” ise, fotoğraf stüdyosu, kuaför ve güzellik salonu, Hello Kitty ürünlerinin bulunduğu evler, Hello Kitty kurabiyeleri ve ekmekleri sunulan fırın ve çiçekçisi de bulunan ve zemini Arnavut Kaldırımları ile kaplı, rüya gibi pembe-beyaz bir kasaba görünümünde...







Geçen Pazartesi bu şeker pembesi mekanın açılışı için hazırlanan basın toplantısına davetliydim. Sabah erken gittiğim için önce bu keyifli ortamda hep beraber güzel bir kahvaltı edildi.





Kahvaltı tabağının neler içerdiğini tek tek yazmaya gerek yok herhalde, bir fotoğraf her şeyi anlatıyor. 




Özellikle şu Tereyağının tatlılığına dikkat çekmek isterim:) Dokunmaya kıyamıyor insan...



Basın toplantısı sonrası, Hello Kitty ve arkadaşları Kurbağa "Keroppi" ve Siyah somurtkan kuş "Badtz Maru" da aramıza katılıp, meşhur danslarını yaptılar. 








Basın toplantısında yanımda oturan hanımın, somurtgan kuşu, aşkına benzettiğini de duyabileceğiniz bu tatlı "Hoşgeldin Dansı"nı izlemek için aşağıdaki videoya tıklayabilirsiniz.


Sonrasında detaylı bir mağaza gezisine başlama zamanı geldi işte! Oradan girdim, buradan çıktım, içeride biraz kendimi kaybettim...




En ama ennn çok bu bölümü sevdim. 




Böyle bir masada ders çalışmak, ödev hazırlamak ne büyük keyiftir valla okul yıllarımı özledim.




Bu da Hello Kitty karaoke makinesi. "Kara" Japonca'da "yok" anlamında.. "Oke" ise "orkestra"... Yani birebir karşılığı; "orkestra yok" veya "solistsiz orkestra" gibi bir şey. Alttan müzik çalıyor ama şarkının sözlü kısmı bir türlü başlamıyor. Ekrandan zamanı geldiğinde tek tek çıkan sözleri takip edip, müziğin üzerine şarkıyı söyleyerek, mikrofonla kendiniz seslendiriyorsunuz:) 

Zamanında saç fırçalarıyla ayna karşısında izleyicisiz konserler vermiş bir neslin çocukları olarak gaza gelip, bu aletten çocuğunuza alacaksanız, ama sonra arkadaşlarını toplayarak bütün gün şarkı söylediğinde, kafanız şişecekse, uzak durmakta fayda var belki ya da ona özel ses geçirmeyen bir oda yaptırabilirsiniz, neden olmasın?:)

Nevresim takımları, evcil hayvan aksesuarları, kayak takımları, cüzdan, şampuan, parfüm, şemsiye, battaniye, kolye, küpe, defter, kalem, banyo ve mutfak aksesuarları... Ne ararsanız burada mevcut:)





Kısaca, Hello Kitty çılgınlığının sonu yok...





Bugünlük Hello Kitty'den benim payıma düşen dünya tatlısı ciciler de bunlar oldu. Merak ediyorum siz gittiğinizde neler neler seçeceksiniz kim bilir:)


10 yorum:

  1. benim başımada buna benzer bir olay gelmişti dedemle her cumartesi Taksimde oturduğumuz için mutlaka Divan pastanesine uğranır o kalıp şeklindek çikolatalardan alınırdı ama sütlü olacak aldıklarımızı eve gönderip gezmeye gittik ben bir an evvel eve gidip çikolatamı kemirmeyi hayal ederken ne o dayım çikolatayı mideye indirmiş tabi kıyamet koptu yenisini alalım diyorlar hayıır dinletebilmek ne mümkün illede o çikolata ama sizinki bebekmiş chef kendimi düşünemiyorum bile o durumda :)) o yaştaki bir çocuk için büyük hayal kırıklığı doğru :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "O çikolata"nın yerini hiç birisi tutmuyor değil mi?:)

      Sil
  2. Etkinliğe gidememiştim ama o kadar güzel anlatmışsınız ki yaşamış kadar oldum. Özellikle Kitty'nin detaylarını hiç bilmiyormuşum...20 elma boyundaki Berry :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En sevdiğim kartvizit yarışması galibi sevgili Berry-dew çok teşekkür ederim. Yaşatmaya çalıştım, birazcık olduysa ne ala:) Bu arada hani bizim fotoğrafımız? :)

      Sil
  3. Bende ağızı olmadığını sizden öğrendim. Şimdiye kadar dikkat etmemişim demek ki. Detaylarınız gerçekten bilgilendirici. Mekan çok şirin, insan çocuk olmak istiyor.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba, gerçekten çok güzel bir yazı. Elinize sağlık. Gitmeyi düşündüğümüz bu mekanı öncesinde böyle detaylı öğrenmek çok iyi oldu. Son bir merak konusu; kahvaltı tabağı güzel görünüyor fiyatı nedir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sınırsız çay ile büyük kahvaltı tabağı 30 TL imiş, sizin için arayıp sordum:)

      Sil
  5. Çok naziksiniz teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim. Üşengeç Şef bloguma ilginiz için ben teşekkür ederim.

      Sevgilerimle:)

      Sil

Yorumlarınız benim için çok önemli.
Üşenmez de web sitemin sağ en üstündeki "Bloguma Üye Olun"a tıklayarak sadece 2 saniyede üye olursanız, mesajlarınız "adsız" çıkmazlar ve ben de sizi isminizle tanıyabilir ve daha da mutlu olurum bilesiniz:)