reklam

Güney Kore'nin FLYING Şovu Uçarken Güldürüyor


Her gün Yazarkafe bölümünde yazılarımın yayınlandığı Hürriyet Gazetesi'nin Bumerang özel davetlisi olarak, Güney Koreliler'nin övünç kaynağı performansları kabul ettiği, "FLYING" isimli gösteriyi izleme fırsatım doğdu.

Gösteri başlayana kadar hala biraz daha zamanımız olduğu için havanın iyi olmasından da fırsat bularak, salona girmeden önce, dışarıda güzel manzaranın keyfini çıkardık. (En sağdaki binalar hariç tabi)


Maçka'dan arabayla geçerken, Fanta Gençlik Festivali kapsamında gerçekleştirilen Murat Boz Konserine girmek isteyen kızlı-erkekli, ama illa ki "Murat Boz bandanalı" gençlerin oluşturduğu uzuuuun ve oldukça kalabalık bir kuyruğa şahit olmuştuk.

Şu an bulunduğumuz noktadan aşağı bakınca görünen Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde de bir hareketlilik olduğunu fark edince hatırladık ki, bu akşam aynı zamanda Tarkan Konseri de vardı. 



Şu anda pek kimseciklerin olmadığı bu stratejik noktanın, konser esnasında, taraftar tabiriyle bir "beleştepe"ye dönüşerek, az sonra iğne atsan yere düşmeyecek hale geleceğini tahmin ederek, binlerce insanın konser çıkışı oluşturacağı kaosu ve aslında çok geç saatlere kalmadan buralardan ayrılmanın iyi fikir olacağını hesaba katarak, az sonra başlayacak "FLYING" isimli gösterimizi izlemek üzere Muhsin Ertuğrul Binasına girdik.


Türk Tiyatrosu'nun Batılı anlamda kurucularından kabul edilen, çok değerli Tiyatrocu, Yönetmen, Oyuncu ve Yapımcı olan Muhsin Ertuğrul'un ismi verilen ve 2007'de izolasyon çalışması esnasında çatısında oluşan talihsiz bir yangın sonucu yakın geçmişte yenilenen bu sahne, yaklaşık 590 kişi kapasiteli.




Bugün izleyeceğimiz FLYing (Uçuş) isimli gösterinin broşüründe; akrobasi, ritmik jimnastik, dövüş sanatları ve b-boy dans öğelerini içeren ve M.Ö.57-M.S.935 yılları arasında var olan Silla Hanedanlığı’ndan bir grup elit genç adamdan oluşan "Hwarang"ın macerasını tasvir eden, sözsüz bir gösteri" olduğu anlatılıyor.


Özetle diyor ki; Gösterinin kahramanları, Silla Dönemi'nde firar eden gulyabanileri yakalamaya çalıştığı için, bu şov, tarihi olaylar ve çağdaş dramayı, günümüz modern lise ortamında birbirine bağlıyormuş.

"Haydi bakalım, neler göreceğiz acaba" diye meraklanırken ve işte şov başlıyor.


İlk dakikalarında geleneksel uzak doğu sporlarından örnekler sergilenen ve olmayacak yüksekliklerde asılı duran kiremitlerin tekvando figürleriyle kırılmasını içeren şovu görünce, ne yalan söyleyeyim "Allahım, inşallah 75 dakikanın tamamı bu şekilde devam etmez" diye dua etmeye başladım. 

Yooo! Uzak Doğu Sporlarından hoşlanmayan biri de değilimdir. Hatta Karate Kid filminden iki kolu yanlarda, bir dizi havada çıkacak derecede etkilenen herkes gibi, çocukken Chuck Norris'in karate eğitim CD'lerini izleyerek, devamlı kendi kendime yastıklarla çalıştığımı, tekmelerimin havalarda uçuştuğunu hatırlıyorum da işte, insan yine de başka şeyler de olsun diye bekliyor. 

Allahtan hemen hüküm vererek aceleci davranmamışım. Meğerse burası en ciddi bölümmüş. Sonrasında iyice sevimli, eğlenceli ve bol kahkahalı rengarenk bir gösteriye dönüştü. Tahminimizden kat be kat iyiydi. Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamadık. 

Yüzü inanılmaz derece VJ Bülent'e benzeyen, oyunun en tatlı ve en sempatik karakterine ise ekstra ekstra bayıldım. Gidince kimden bahsettiğimi şıp diye anlayıp, bana hak vereceksiniz.


1. Bölümde Hwarang Dövüş Sanatları Yarışması yapılıyor.
Sene 609... Kral Jinpyeong dönemi. "Dokkaebil" dedikleri, fotoğraflarda belirli belirsiz görünen şu boynuzlu tipsiz Gulyabani, bir anda Hwarang Dövüş Sanatları Yarışması’nda ortaya çıkıp, bir karışıklığa sebep oluyor ve zaman kapısından, modern okula kaçıyor.


Evet bu havada asılıymış gibi duran abi, kendi için çocuk oyuncağı olan, bildiğiniz "uçan tekme"yle geliyor:)


İşte bahsi geçen boynuzlu Gulyabani de aşağıda göründü. 


Biraz ürkütücü tipte olmasına rağmen, az sonra fark ediyoruz ki, aslında komik ve şakacıymış da kerata. Tabi ben yine de almayayım:)

İkinci Bölümde Hwarang ve Cheerleading Takımı Karşılaşması yer alıyor. Hwarang, Dokkaebil’i (Gulyabani) takip edip, arkasından modern okula geliyor. Burada Ulusal Cheerleading Yarışması'na hazırlanan öğrenciler, ikisini karşılıyorlar.






3. Bölümde ise Ulusal Cheerleading Yarışması gerçekleşiyor.
Hwarang’in yardımıyla öğrenciler Dokkaebil’i yakalıyor ve 
Ulusal Cheerleading Yarışması’nda üstün başarı gösterip, birincilik ödülünü alıyorlar.

Kapanış sahnesi, b-boy dansı, jimnastik, ritmik jimnastik ve dövüş sanatlarından oluşuyor.




Hiç bir sahnede yerlerinde sabit durmadıkları için onların hızına yetişmek ve doğru düzgün bir fotoğraflarını yakalamak neredeyse imkansız oldu tabi.

Bu konuda büyük çaba gösteren profesyonel Fotoğraf makineli izleyiciler de vardı ama maşallah fütursuzca her saniye şakır şakır ses çıkaran makinelerini, taaa ki sahne görevlisi gelip uyarana kadar, etraftakileri rahatsız ettiklerini hiç umursamadan tüm oyun boyunca kullanmaktan geri kalmamaları trajikomikti ya neyse...

İstanbul-Gyeongju World Culture Expo 2013 kapsamında iki ülkenin kültürlerinin birbirine tanıtılması ve halkların kaynaşması sonucu sosyal ve ekonomik işbirlikleri oluşturulmasına yönelik hazırlanan, onlarca etkinlikten biri olan, 75 dakikalık bu gösteri, 20 Eylül tarihine kadar (web sitesinde 12 Eylül için hariç yazıyor)  her gün saat 20:00'de sergilendiği Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde ücretsiz olarak ve sadece davetiyeyle izlenebiliyor.

Jimnastikten amigoluğa, sirk gösterilerinden dövüş sanatlarına kadar birçok disiplinin bir araya getirilerek Kore efsaneleriyle harmanlanması sonucu ortaya çıkmış bu özel ve komik gösteriyi kaçırmayın derim:)

Arzu ederseniz, FLYING davetiyelerini Muhsin Ertuğrul Sahnesi gişelerinden ücretsiz temin edebilirsiniz. 

Kafa dengi arkadaş, eş-dostunuzla organize edin, toplanın gidin ve Siz de monotonluğundan devamlı şikayet ettiğiniz hayatınıza biraz renk ve yeni bir vizyon katın işte:)

2 yorum:

  1. o kadar beğendim ki 3 kere gittim o gösteriye..bu sabah döndüm ama istanbulda azıcık daha kalabilseydim sanırım gösterinin son gününe kadarda giderdim o derece sevdim çünkü.. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de tekrar tekrar izlenebilecek kalitede çok eğlenceli bir şovdu. En iyisini yapmışsınız:)

      Sil

Yorumlarınız benim için çok önemli.
Üşenmez de web sitemin sağ en üstündeki "Bloguma Üye Olun"a tıklayarak sadece 2 saniyede üye olursanız, mesajlarınız "adsız" çıkmazlar ve ben de sizi isminizle tanıyabilir ve daha da mutlu olurum bilesiniz:)