reklam

Buram buram duman altında hızlıca yenilen bir yemek

Bir önceki yazımda izlenimlerimden bahsettiğim, Güney Koreliler'in "FLYING" isimli gösterisini izlemek üzere Harbiye'ye doğru yola koyulduğumda, seyahat boyunca hava ve trafik, şansıma harikaydı.



Harbiye'deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde 20:00'de başlayacak şov öncesinde, hızlıca bir şeyler yemeye de zamanımız kalsın diye biraz erkenden Maçka'ya ulaşarak, o yakınlarda aklımıza ilk gelen Chocolate Cafe'ye gittik. 

İçerideki masalardan birine geçtiğimizde, sadece en ön bölümün camları açık olmasına rağmen, rahat rahat fabrika gibi dumanlar çıkararak, sigara içen insanlar dikkatimizi çekti.



Yan masamızda oturan ve bundan aşırı rahatsız olan bir grup, durumu garsona şikayet etti ama "burada içiliyor, sorun yok" cevabı alınca, "Ama 3 tarafı kapalı yerde içirilmemesi gerekir" diye söylenerek yerlerinden kalktılar. 

Biz ise zamanımız kısıtlı olduğundan ve durduk yere gerilmemek için, üzerinde durmamaya özen göstererek, yemeklerimize konsantre olmaya çalıştık. Bu esnada da göz yaşartacak derecede yoğun sigara dumanına ve üstümüzün, başımızın, saçımızın leş gibi kokmasına maruz kaldık. İçenler kusura bakmasın ama her türlü zararı bir yana, iğrenç kokuyor, hadi kabul edin...

Sadece ön taraftaki camlar açık diye, bütün mekanda sigara içirilmesi konusundaki, bu derece rahatlığa ise vallahi ne diyeyim bilemedim... 

Tamam, belki maalesef artık azınlığız, ama sigara içmeyenler için de, mekanların içlerinde ve dış kısımlarında ayrı bir bölüm belirlenmesi gerektiğine inananlardanım. Yani dışarıda hava alıp bir şeyler yemek içmek isteyen insan, yan masadan gelen buram buram sigara ve ya puro kokusuna neden maruz kalmak zorunda ki? Açık hava diye, kokmadığını, rahatsız etmediğini mi zannediyorlar gerçekten? İnadına dönüyor dolaşıyor, içmeyen insanı buluyor o zıkkımın dumanı, nasıl yapıyorsa...

Neyse biraz da bu sebeple, olması gerekenden de hızlıca yeyip kalktığımız yemek tercihlerimizden bahsedeyim madem. Menüden incelememiz sonucunda, Chocolate'da "Piliç Snitzelli Salata" ve "Beğendili Et Sote" siparişi verdik.

Kişnişli Sezar soslu marul yaprakları üzerinde pane edilmiş piliç dilimleri ve parmesan peyniri ile sunulan salata, kişnişten ötürü sonlara doğru iyice yoğunlaşan acımsı tadı haricinde oldukça lezzetli ve tazeydi. (Fiyatı 24 TL)

Demek ki, en iyisi; çok "kişniş" meraklısı değilsek, üstlerini afiyetle yeyip, kişnişe iyice bulanan orta ve son kısımlarına gelince durmakmış:) Ya da baştan hiç kullanılmamasını istemek de bir alternatif tabi:) Bu derece yoğun olacağını bilse insan, illa ki bi' müdahale eder sanırım:)



Beğendi yatağında soğan ve taze biberlerle sote edilmiş Beğendili Et Soteyi ise burada oldukça güzel yapıyorlar. Etin tadı, yumuşaklığı, içinde muhafaza ettiği suyu, patlıcan beğendinin lezzeti, herşey gayet olması gerektiği gibi... Kesinlikle tavsiye edebilirim. Fiyatı 29 TL filandı sanırım, tam hatırlayamadım şimdi. Düşünürseniz, menüden bi' zahmet bakarsınız :)




Bu arada aklıma geldi de; geçen sene Şaşkınbakkal Sahil Yolu'ndaki Chocolate'a bir Pazar Brunch'ı için gitmiştik. 

Koskoca mekanda 1-2 masa doluyken ve diğerlerinde rezervasyonlu olduğuna dair, herhangi bir işaret yokken, garson bizi ısrarla hiç bir şemsiyenin koruyamadığı, direkt olarak en yoğun sabah güneşini alan, mekandaki yegane masaya oturtmaya çalışmış, biz dönüp çıkarken de, pişman olup, peşimizden koşarak, "nereye istiyorsanız oturabilirsiniz" demişti, ama artık bu teklif için çok geç kalmıştı.

Foto Kaynağı: Gurme Rehberi

Geçen gün arkadaş grubumuzda sohbeti geçerken ortaya çıktı ki, aynı Chocolate Cafe, aynı hareketi, onlara da yapmış ve arkadaşımızın "bu güneşte, bunca boş yer varken, buraya kendin oturur muydun?" sorusuna, sadece öylece bakmakla yetindikten sonra, müşteriyi kaçırdığını anlayınca, aynı şekilde peşinden koşup, isterlerse başka yere oturabileceklerini söylemiş. Ama yine iş işten geçmiş. 

Evet, rezervasyon için yerler ayrılmış olabilir ama, Pazar sabahı erken sayılacak bir saatte gelen müşteriyi de, bir şekilde refüze etmemeli, istenmediğini hissettirecek şekilde davranıp, ayağını kesmemeliler sanki... Bu durumu çözmek her zaman basit olmayabilir ama mekan işletmeciliği öyle kolay olsaydı, herkes altından başarıyla kalkabilirdi, değil mi? :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız benim için çok önemli.
Üşenmez de web sitemin sağ en üstündeki "Bloguma Üye Olun"a tıklayarak sadece 2 saniyede üye olursanız, mesajlarınız "adsız" çıkmazlar ve ben de sizi isminizle tanıyabilir ve daha da mutlu olurum bilesiniz:)