reklam

Ev Dekorasyonunda Altın ve Gümüş Varakla Yaratılan İhtişam

Dünyada yeniden trendy olmaya başladığında, "Minimalizm"e ilgi duymaya başlamış ve ev dekore ederken, tercihlerimi de bu yönde yapmıştım.




Minimalizm'in ne olduğundan kısaca bahsetmek gerekirse; bu akım, sadelik odaklı ve sembollere hiç önem vermeden, sanatsal biçimin aşırı yalın olmasını savunuyor. 

Yani ne demek? En az malzemeyle, en az sayıda renk, desen, çizgi ve doku kullanılarak tasarlanmış, yalın mı yalın ortamlar hayal edin... İşte o!

Her yer tertemiz, her şey düzenli. Evin her tarafında nötr tonlar var. İndirekt ışıklar da müthiş.  Her şey tam hayalimdeki gibi.  

Durumdan oldukça memnun görünürken, ufak ufak error vermeye başladım. Rahatlık ve sükunet had safhada... Tamam ama, evin içindeki bu yalınlık sebebiyle, duvarlarda sesiniz yankılanıyor, olacak gibi değil! Evet biz buna "rahat batması" diyoruz literatürde:)

O "klasik anne evi" tabir ettiğimiz gibi oymalı kakmalı ahşap ağırlıklı mobilyalardan değil tabi ama, insan biraz da ışıltı, doku ve tatlı tatlı renk oyunları filan arıyor çevresinde, ama nerdeee? :)

Derken, Avant-Garde Akımına yöneldim. Yok Yok! "Barok" değil bu, "Avant-Garde" diyorum yahu:) Hatta sanatsal düşünce yapısı olarak, Barokta olduğu gibi din ve krallık egemenliğinden tamamen sıyrılmış, bunun yerine özgünlüğün değerli kabul edildiği bir akım bu. 



Değişen sosyo-kültürel olgulardan beslenen, "öncü akım" da deniliyor Avant-garde'a... Çok alengirli bir ismi var, farkındayım ama bence fazlasıyla hak ediyor. En azından şimdilik:) 

Bu sayede ev; Swarovski kristalleri, farklı renk tonları, desen ve dokular, ışıltılar saçan değişik aydınlatma araçları, gümüş ve altın objelerle tanışmaya başladı. Şimdi kendini buldu diyebiliriz işte:) .

Altın ve Gümüş'den bahsedilince, bence en ihtişamlı halleri, "Varak Sanatı"yla ve el emeği göz nuruyla yapılan aksesuarlar... 



Farsça "Yaprak" anlamına gelen ve görkemli bir süsleme sanatı olan "Varak", Altın ve Gümüş'ün varlık ve kudret sembolü olması sebebiyle, ilk çağlardan başlayarak, kültürler arası sanatsal etkileşimler sonucu tarihimizde de geniş yer kaplamış.



Osmanlı Dönemi'nde ise "varak", özellikle kutsal yapıların mimari dekorasyonunda, tavan ve duvarlarda, Camiler'in mihrap bölümlerinde ve değerli el yazması kitaplarda, ihtişamı artırmak amaçlı uygulamalarına ilaveten, eşya süsleme sanatında da sıklıkla kullanılmış.




Mekan ve eşyalara gösteriş katmak için kaplama malzemesi olarak kullanılan varak; ağırlıklı olarak gümüş ve altın seçenekleriyle tercih ediliyor.



Altın ve gümüş varak, kullanıldığı eşyaları adeta bir sanat eserine dönüştürerek, görsel yönden de değerini artırıyor.



Altın varak, bence daha "klasik" bir görünüm sağlarken, gümüş varak daha "modern ama yine oldukça şık" bir izlenim bırakıyor.





Altın ve gümüş varakla süslenen dekoratif objeler ile, siz de kendi evinize ya da bulunduğunuz ortama, Osmanlı döneminin ihtişamını yaşatan bir görsel şölen katabilir veya ömür boyu unutamayacakları muhteşem bir hatıra olsun isterseniz, sevdiklerinize de hediye edebilirsiniz.

2 yorum:

  1. İhtişam ve görkem... Elinize sağlık, keyifli bir paylaşım olmuş, teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginiz için, ben teşekkür ederim :)

      Sil

Yorumlarınız benim için çok önemli.
Üşenmez de web sitemin sağ en üstündeki "Bloguma Üye Olun"a tıklayarak sadece 2 saniyede üye olursanız, mesajlarınız "adsız" çıkmazlar ve ben de sizi isminizle tanıyabilir ve daha da mutlu olurum bilesiniz:)